Ana Sayfa - Hakımızda - İletişim

Vahyin Gölgesinde

“Size kalan mirası haram-helal demeden aç gözlülükle öyle bir yiyişle yiyorsunuz ki silip süpürüyorsunuz.” (Fecr, 89/19) ...

Yüce Allah geçmiş milletlere ve bizlere çok önemli miraslar bıraktığını şöyle hatırlatır; Size “Kitabı/dini/ilmi miras bıraktı ve nice araziler, mallar, yurtlar ve henüz ayak basmadığınız topraklara da mirasçı yaptı(Ahzab, 33/27; Mü’min, 40/53.)

Bizlere bırakılan bu mirasların zayi olmaması için sa’y u gayretle birlikte nasıl bir dua yapılmasının en çarpıcı örneğini Hz. Zekeriya kıssasıyla yüce Rabbimiz bize ders veriyor şöyle ki:

Hz. Zekeriya, yaşlılığın zirvesine ulaştığı bir zamanda kendilerine kalan maddi-manevi mirasa akrabalarının sahip çıkamayacaklarının kaygısını kalbinin derinliklerinden hissederek korkuya kapılır. Gönlü buna razı olmaz ürpererek gizlice içten samimi olarak bu mirasa sahip çıkacak tertemiz hayırlı bir varis için Allah'a şu şekilde niyazda bulunur:

وَإِنِّي خِفْتُ الْمَوَالِيَ مِن وَرَائِي وَكَانَتِ امْرَأَتِي عَاقِرًا فَهَبْ لِي مِن لَّدُنكَ وَلِيًّا يَرِثُنِي وَيَرِثُ مِنْ آلِ يَعْقُوبَ وَاجْعَلْهُ رَبِّ رَضِيًّا

“Arkamdan benim yerimi alacaklardan kaygılanıyorum/endişe edip korkuyorum. Eşim de kısırdır. Sen bana yüce katından yerimi dolduracak şahsiyetli bir veli/varis/yardımcı lütfet. Yâkub hanedanına da vâris olsun. Onu, razı olacağın bir insan eyle ya Rabbî!” (Meryem, 19/6-7.)

 Hz. Zekeriya’nın gizlice samimi ve halis bir şekilde yalvararak yaptığı duasını Rabbimiz kabul ettiğini şöyle müjdeler; “Derin bir saygıyla umarak ve korkarak dua etmesinden dolayı eşini de doğuma elverişli kılıp, efendi, salih ve adı Yahya (insanları ihya edip yaşatacak) olan bir çocukla müjdeledi.”(Meryem, 19/7; Enbiya, 21/90; Ali İmran, 3/39.)

Evet, “Kur’ân-ı Hakîmde çok hâdisât-ı cüz’iye ve tarihiye vardır ki, her birisinin arkasında bir düstur-u küllî saklanmış ve bir kanun-u umumînin ucu olarak gösteriliyor.” (20. Söz.)

Evet, bu tarihi hadiseye baktığımız zaman buradan çıkaracağımız çok önemli düsturlar/ilkeler vardır.   Hz. Zekeriya, hiçbir emek vermeden hazıra konan mirasyedi neslin mücadele ruhunu yitirdiğini ve üretkenlik adına bir şey yapmadığını görünce kaygılanır.  Köle ruhlu ve şahsiyetsiz böyle bir neslin temsil kabiliyetinin olmayacağını da fark eder. Bu neslin kendilerine bırakılan maddi manevi mirası koruyamadıkları gibi horca kullanıp tükettiklerine şahit olunca kalbinin en derinliklerinden samimi olarak bu mirasa sahip çıkacak yepyeni ve güçlü bir nesli nasip etmesi için Allah’a yalvarıp niyazda bulunuyor.

Yüce Allah ta bu ihlaslı ve içten edilen duasına mukabil ona, kitaba sıkıca sarılan, hikmet sahibi, merhametli, zeki, muttaki, yumuşak huylu anne babasına iyi davranan zorba ve dik başlı olmayan bilinçli, tertemiz hayırlı bir evlat olan Yahya’yı nasip etti. Doğumuyla, ölümüyle yaşamıyla babasının başını önüne eğdirmeyen O evlada selam olsun. (Meryem, 19/12-15.)

Burada bizim çıkaracağımız derse gelince, her şey emek ister ve Her şeyin bir bedeli vardır. Emek verilen her şey kıymetlidir ve özeldir. Çünkü onun üzerinde alın teri, göz nuru vardır. Onu elde etmek için uykusuz kalınan geceler ve ödenen bedeller vardır. Elde edinilen bu miraslar için ne emekler verildiğini gece - gündüz demeden çalışıldığını ve bazı eserlerin tırnaklarla kazınarak ortaya çıktığını bildikleri için bu mirasın üzerinde titrerler, sû-i istimâl ve israf edilmesine razı olmazlar. Bu mirasa leke gelmemesi için de azami gayret sarf ederler.  

Ama hazıra konanlar, bütün “Dünya yansa bir horum otu yanmaz.” mantığıyla hiçbir şeyi umursamaz ve onlar için hiçbir şey fark etmez. Rahmetli babam bu gamsızlar için derdi ki “Kurt nereden bilsin ki eşek pahalıdır.”  Böyle tipler bir eserin ortaya çıkması için emek verip zahmet çekmediği için eldeki şeylerin kıymetini bilmezler. Ve elde hazır olanı da bir an önce tüketmeye çalışırlar. Bu mirasyediler,mıymıntı tipler olup her şeyi ister ama bedel ödemek istemezler. Yalnız kendi menfaatini düşünen ve yola çıktığı kişileri ne zaman nerede satacağı belli olmayan vefasız kimselerdir. İşte bunlar mirası muhafaza edemeyecek zayıf karakterli kimselerdir.

İşte hazıra konan böyle tipler şartları iyi okuyamazlar ve bizlere kalan maddi-manevi mirasın yok olması onlara göre çok da önem arz etmez. Ayrıca bu insanlar hep başkalarını suçlayan ve kendilerine asla toz kondurtmayan parazit kimselerdir. Böyle mirasyedi kimseler, mensup olduğu yerlere, aileden tutun şirketlere, vakıflara, cemaatlere ve en geniş dairede devlete kadar hayır namına bir şey yapmaz taş üstüne taş koymazlar. Hiçbir risk almaz yaptığı şeyleri de ruhsuz ve resmi yaparlar. Üretkenliği olmayan tembelliğe müsait olan işlere göz dikerler.  Bunun neticesi olarak da bu kişilerin bulundukları yerlerin tedenni etmesi kaçınılmaz olur.

Yüzyıl önce bu durumu, Üstad Said Nursi Hazretleri ne güzel özetler:

Biz üretkenliği terk ettik sanat, ziraat ve ticaret zahmetine katlanmadık gözümüzü memuriyet gibi şeylere diktikservetimizi israf eline verip neslimizi etrafa saçıp zayi ettik. Eğer böyle giderse biz de biteriz. (İçtimai Dersler, 114.)

Bu yüzünden müstehlikler/tüketiciler/yiyiciler çoğalır, müstahsiller/üreticiler azalır. Herkes gözünü hükûmet kapısına diker. O vakit hayat-ı içtimaiyenin medarı olan san’at, ticaret, ziraat tenakus eder. O millet de tedennî edip sukut eder, fakir düşer. (19. Lema)

Delil istersen Van’a git; bir Ermeni kapısını, bir İslâm dergâhını aç, bak. Göreceksin ki, Ermeni evi on sağlam delil gösterecek, İslam’ın evi iki zayıf burhanı nazar-ı ibrete arz edecektir. (İçtimai Dersler, 113.)

Öyleyse ecdadımız "Hey mirasyedi yaramaz çocuklar! Netice-i hayatımız siz misiniz? Heyhât! Bizi akim bir kıyas ettiniz, bizi kısır bıraktınız." (İçtimai Dersler, 120.) itabına maruz kalmamak için sa’y u gayret etmek gerekir.

Sonuç olarak, bizi yücelten değerlerimize ve mirasımıza sahip çıkmadığımız vakit toplum içten içe çürümeye başlar, kurtlanmış ağaç gibi çürüyüp kütük gibi yıkılması kaçınılmazdır.

Hepimiz birlikte, bizi biz yapan değerlere, kıymet veren, hedefi/hayali olan, sağlıklı, kuvvetli, enerjik, hamiyet ve basiret sahibi,  nur-u kalb ve nur-u fikri cem’eden üretken mefkûre sahibi şahsiyetli yepyeni bir nesil için dua edelim.

 Ey Rabbimiz sana yalvarıp yakarıyoruz bu mirasa sahip çıkacak ve insanlık için göz aydınlığı olacak bir nesl-i cedit nasip eyle. Âmin

12.05.2017

Osman Tekin

Yorumlar

Hiç yorum eklenmemiş. Tıkla ! İlk ekleyen sen ol ...

İlgili Başlıklar

Arşiv Arama

İlhamın Mihrabında

Bazen zayıf, zalim olur
Ye’s ile su’-i zandan za’f-ı kalb neş’et eder.

Sername

Siyasalın İhlası
Bu denemenin ilgilendiği alan, özellikle dinî cemaatleşmelerin iktidar unsurlarıyla ilişkilenme tarzından türeyen siyasallığın ihlasının nasıllığıdır.

En Çok Okunanlar

Yorum Platformu

Ubeyd Kudat
Münazarat Penceresinden Devlet

İktibas

Sizden Gelenler

 

Tüm hakları saklıdır 2013 ®
Kaynak gösterilmeden ve izinsiz alıntı yapılamaz.

Yazılım : Networkbil.net