Ana Sayfa - Hakımızda - İletişim

Risale-i Nur Notları

Ahlaka dair bir nükte
Bu parça çok kıymetlidir. ...

Cenâb-ı Hak kemal-i kereminden ve merhametinden ve adaletinden, iyilik içinde muaccel bir mükâfat ve fenalıklar içinde muaccel bir mücazat derc etmiştir. Hasenatın içinde, ahiretin sevabını andıracak manevî lezzetler, seyyiatın içinde, ahiretin azabını ihsas edecek manevî cezalar derc etmiştir.
 
Meselâ, mü’minler mabeyninde muhabbet, ehl-i iman için güzel bir hasenedir. O hasene içinde, ahiretin maddî sevabını andıracak manevî bir lezzet, bir zevk, bir inşirah-ı kalb derc edilmiştir. Herkes kalbine müracaat etse bu zevki hisseder.
 
Meselâ, mü’minler mabeyninde husumet ve adavet bir seyyiedir. O seyyie içinde, kalb ve ruhu sıkıntılarla boğacak bir azab-ı vicdanîyi, âlicenab ruhlara hissettirir. Ben kendim, belki yüz defadan fazla tecrübe etmişim ki, bir mü’min kardeşe adavetim vaktinde, o adavetten öyle bir azap çekiyordum; şüphe bırakmıyordu ki, bu seyyieme muaccel bir cezadır, çektiriliyor.
 
Meselâ, hürmete lâyık zatlara hürmet ve merhamete lâyık olanlara merhamet ve hizmet, bir hasenedir, bir iyiliktir. Bu iyilikte sevab-ı uhrevîyi ihsas eder derecede öyle bir zevk, lezzet vardır ki, hayatını feda etmek derecesine o hürmeti, o merhameti ileri götürür. Validenin çocuğa merhametindeki şefkat vasıtasıyla kazandığı zevk ve mükâfat için hayatını o merhamet yolunda feda eder dereceye gider. Yavrusunu kurtarmak için arslana saldıran bir tavuk, hayvanat milletinde bu hakikate bir misâldir. Demek, merhamet ve hürmette muaccel bir mükâfat var; âlihimmet ve âlicenab insanlar onları hisseder ki, kahramanane bir vaziyet alıyorlar.
 
Hem, meselâ, hırs ve israfta öyle bir ceza var ki, şekvalı, meraklı, manevî ve kalbî bir ceza insanı sersem eder. Ve hased ve kıskançlıkta öyle bir muaccel ceza var ki, o hased, hased edeni yakar. Hem tevekkül ve kanaatte öyle bir mükâfat var ki, o lezzetli muaccel sevap, fakr ve hâcâtın belasını ve elemini izale eder.
 
Hem, meselâ, gurur ve kibirde öyle bir ağır bir yük var ki, mağrur adam herkesten hürmet ister; ve o istemek sebebiyle istiskal gördüğünden daimî azap çeker. Evet, hürmet verilir, istenilmez. Hem, meselâ, tevazuda ve terk-i enaniyette öyle lezzetli bir mükâfat var ki, ağır bir yükten ve kendini soğuk beğendirmekten kurtarır.
 
Hem, meselâ, sû-i zan ve sû-i te’vilde, bu dünyada muaccel bir ceza var. "Men dakka dukka"  kaidesiyle, sû-i zan eden, sû-i zanna maruz olur. Mü’min kardeşinin harekatını sû-i tevil edenlerin harekâtı, yakın bir zamanda sû-i te’vile uğrar, cezasını çeker.
 
Ve hakeza, bütün ahlak-ı hasene ve seyyie bu mekayise göre ölçülmeli. Ben rahmet-i ilâhiyeden ümid ederim ki, Risale-i Nur’dan bu zamanda tezahür eden manevî i’caz-ı Kur’anîyi zevk eden zatlar, bu manevî ezvakı hissederler; sû-i ahlâka mübtela olmayacaklar, inşaallah.

Yorumlar

Hiç yorum eklenmemiş. Tıkla ! İlk ekleyen sen ol ...

İlgili Başlıklar

Arşiv Arama

İlhamın Mihrabında

Lahika yerine bir hatırlatma
Evvel ahir tavsiyemiz: Tesanüdünüzü muhafaza; enaniyet, benlik, rekabetten tahaffuz ve itidal-ı dem ve ihtiyattır

Sername

Siyasalın İhlası
Bu denemenin ilgilendiği alan, özellikle dinî cemaatleşmelerin iktidar unsurlarıyla ilişkilenme tarzından türeyen siyasallığın ihlasının nasıllığıdır.

En Çok Okunanlar

Yorum Platformu

Ubeyd Kudat
Münazarat Penceresinden Devlet

İktibas

Sizden Gelenler

 

Tüm hakları saklıdır 2013 ®
Kaynak gösterilmeden ve izinsiz alıntı yapılamaz.

Yazılım : Networkbil.net