Ana Sayfa - Hakımızda - İletişim

Risale-i Nur Notları

Al-i Beyt mücadelesinin kodları ve Risale-i Nur hareketi
Adalet-i mahza anlayışı masum bir ferdin hukukunu onun rızası dışında hiçbir nedenle ihlal etmemeyi vazgeçilmez bir ilke olarak benimser. Kamunun selameti ve maslahatı gibi tüm halkı ilgilendiren gerekçelere sahip olsa bile adalet-i tamme hiçbir tekil hak ihlaline izin veremez. ...

AL-İ BEYT MÜCADELESİNİN KODLARI VE RİSALE-İ NUR HAREKETİNİN İÇTİMAİ MİSYONUNU YENİDEN DÜŞÜNMEK

 

(İzafi adaletçi, saltanatçı, milliyetçi iktidar eleştirisi)

 

1

 

Otorite kurmak, İktidarın kullanımı bütün devletsel özneler için zorunlu ve riskli bir süreçtir. Bu riskleri besleyen dinamiklerin niteliği ve ortaya çıkan meşruiyet krizlerinin hangi araçlarla aşılabileceği konusu siyasetin üzerinde temellendiği hukuksal kültürle alakalıdır. Makalemiz, İslam etkisindeki toplumlarda ortaya çıkan tarihsel ve aktüel hükmetme biçimlerindeki ortak çöküş noktalarını belirlemeye ve çözüm perspektifi sunan Risale-i Nur'un toplumsal misyonunu açık etmeye matuftur.

Peygamber-sonrası siyasal tarihin bize gösterdiği en kritik olaylar dizisi Al-i Beyti saran Cemel, Sıffin ve Kerbela krizleridir. Bu üç krizde ortaya çıkan sosyopolitik fenomenlerin, büyük ölçekli tarihsel süreçleri başlattıkları bilinmektedir. Lakin yazı, mezkur olaylara tarihi nedensellikler bulmaya değil Said Nursi metinlerinin peşinde olduğu gerek bu vakıalarda gerek benzer toplumsallıklarda vücut bulan hükmetme arzularını yorumlamaya ayrılmıştır.

 

Cemel Krizinin Siyasal Kodları:

Said-i Nursi, yaşanan üç krizde de tarihi anlatıda yer alan sebeplerin yüzeyselliğinden bahseder. O yüzden, Ali (r.a) zamanında başlayan muharebelerin mahiyetini sorgulayarak işe başlar. Yorumlamaya Cemel vakıasının olgu analiziyle girişen Said-i Nursi, gerçek sebeplerin izlerini tarafların siyaset ve hukuk mantığında bulmaya çalışır. O, Cemel olayına, “adalet-i mahza ile adalet-i izafiyenin mücadelesi” nazarıyla bakarak Müslümanlar-arası bu ilk siyasal kavganın, adalet anlayışlarındaki farklılaşmadan kaynaklandığını söyler. Ona göre Cemel krizi hakikatte adaleti yorumsama krizidir. Pratik savaşı başlatan şey, bu yorumsamacı/içtihadi farklılaşmanın siyasete sızmasıdır.

Hz. Osman’ın beklenmedik şehid edilişi sonrasında ortaya çıkan kaos nasıl çözülmelidir? Ortaya çıkan siyasal ve hukuki süreçler “tam adaletle mi” yoksa makul bir “eksik adalet” önerisiyle mi yönetilmelidir? Hz. Ali karşılaştığı güçlükleri “tam adaletin” araçlarını üreterek çözme kararlığını ileri sürerken muhalifleri, reel olanın ehvenişerci bir siyasal içtihada göre hareket etmek olduğunda ısrarcıydılar. Bu tarihsel öykü iyi niyetle ve sosyal adaleti gerçekleştirme arzusuyla girişilmiş isabetsiz bir okumanın/içtihadın siyasi bir kaosa yol açma öyküdür. Kısacası Said-i Nursi’ye göre Cemel kavgası gerçekte iki farklı adalet arayışının çatışmasından ibarettir. İsabet eden Hazret-i Ali, hata eden muhalifleri olmuştur.

Ehvenişerciliğin” tarihsel sicili kabarıktır ve elbette gözardı edilemez. Ancak çalışmamız, Said-i Nursi'nin mutlak ve izafi adaleti nasıl tanımladığına ve modern siyasetin ilkeselleştirdiği modern ehvenişerciliğe dair yorumlarına odaklıdır.

Adalet-i mahza anlayışı, masum bir ferdin hukukunu onun rızası dışında hiçbir nedenle ihlal etmemeyi vazgeçilmez bir ilke olarak benimser. Kamunun selameti, toplumun maslahatı gibi tüm halkı ilgilendiren çıkarlar veya gerekçeler söz konusu olsa bile adalet-i tamme, hiçbir tekil hak ihlaline izin veremez. Adalet-i izafiye ise küllün selameti için cüzü feda eder. Toplum/Cemaat/millet için ferdin hukukunu yok saymayı göze alır. Ehvenişer, salt adaletin zaruretler karşısında işlevsizleşmesi durumunda geçici bir hukuki mekanizma olarak devreye girebilir. Lakin bu nisbi ve indirgemeci adalet arayışının meşruluğu, hadd-i muayenesi olmayan maslahatlara değil muayyen bir haddi olan zaruretlerin somut varlığına tabidir. Yani salt adalet için "tek makul olasılık” var olsa bile nisbi adaletin geçerlilik şartları oluşmamış demektir. Tatbik ve tercihin ehvenişer perdesi altında işleyen bir zulme dönüşmemesi için öznenin adalet nesnesine vukufiyeti kadar hukuk etiğine bağlılığı da şarttır. Aksi takdirde hiçbir indirgemeci yorum adalet sayılmaz.       

Su-i istimale uğramış ehvenişer istisnailiğinin modern çağdaki izlerini süren Said Nursi yeni siyaset anlayışını şu sözlerle özetler: “Zalim siyasetin gaddarane bir düsturu olan “Selâmet-i millet için fertler feda edilir. Cemaatin selâmeti için eşhas kurban edilir. Vatan için herşey feda edilir”  diye çok zalimane pek çok vukuatı, ehvenü’ş-şer diye bir nevi adalet-i izafiye namında hakimiyetine bir maslahat göstermişler. Hatta bu asırda, o gaddar düsturun hükmüyle, bir adamın hatasıyla bir köyü mahveder. Beş on adamın, onların siyasetine zarar vermek tevehhümüyle, binler adamı perişan eder… Nev-i beşerdeki şimdiye kadar dehşetli cinayetler bu kanunun su-i istimalinden neş’et ettiğini kat’iyen bildim. Bu kanun-u esasîyi beşeriye, bir hadd-i muayyenesi olmadığı için çok su-i istimale yol açmış.İki Dünya Savaşının, bu gaddar kanun-u esasînin su-i istimalinden çıktığını belirten Said-i Nursi şahsî garazların “menfaat-i umumî perdesi altında” gizlendiğini ifşa eder.

Bu ve benzeri söylemlerle Said-i Nursi, modern ehvenişerciliğin adalet ve zaruret vasatında değerlendirilemeyeceğini ilan eder. Hukuk, maslahat, güvenlik, kamu yararı gibi kavramların birer manipülasyon nesnesi olarak kullanıldığını belirtir. Ona göre dehşetli cinayetlere imza atan devletlu özneler, bu durumu meşrulaştırmak için genelde millet, toplum, vatan, devlet gibi mevhum değerlere sarılırlar.

Said-i Nursi zaman zaman Müslüman toplumların tarihsel ve güncel siyasetlerine de yön vermiş olan bu gaddar düsturdan tüm beşeriyet siyasetlerinin arındırılması gerektiğini vurgular. Risale-i Nur'un toplumsal meşrebini bu anlayışla mücadele zeminine yerleştirir. Bu meşrebi, İmam- Ali, Hazret-i Hasan ve Hazret-i Hüseyin'den aldığını söyleyen Said-i Nursi, bununla yüklendiği tarihi misyona atıfta bulunur. Risale- Nur, hakikî adalet anlayışını ders veren, “bir adamın cinayetiyle başkalar mesul olmaz. Hem bir masum, rızası olmadan, bütün insana da feda edilmez.” gibi Kur’ani düsturlarla bütün ehvenişerci iktidarcılığa karşı manevi mücahade eder....(devam edecek)

Yorumlar

mustafa sungur - 05-02-2018 - 17:40:44
bekliyoruz
sonunda devam edecek denilmiş devamını bekliyoruz .tesbitleriniz için teşekkürler
Medsa - 22-11-2017 - 13:09:03
Adalet
günümüz egemen iktidarlarının adalet anlayışlarının adalet olup olmadığını açık bir şekilde belirtmiş oldunuz elinize sağlık
Medsa - 22-11-2017 - 12:48:13
Adalet
destete u mejiye ye sağbe
Sizde yorum yazmak için tıklayınız.

İlgili Başlıklar

Arşiv Arama

İlhamın Mihrabında


Ey “sadık ahmak” ıtlakına masadak biçare ulemâü’s-sû’ veya meczup, akılsız, cahil sufiler! Hakikat-i kâinat içinde kökü yerleşmiş ve hakaik-i kâinata kökler salmış olan şecere-i tûbâ-i İslâmiyet,mevhu

Sername

Siyasalın İhlası
Bu denemenin ilgilendiği alan, özellikle dinî cemaatleşmelerin iktidar unsurlarıyla ilişkilenme tarzından türeyen siyasallığın ihlasının nasıllığıdır.

En Çok Okunanlar

Yorum Platformu

Ubeyd Kudat
Münazarat Penceresinden Devlet

İktibas

Sizden Gelenler

 
ZEHRA.COM.TR
Tüm hakları saklıdır 2013 ®
Kaynak gösterilmeden ve izinsiz alıntı yapılamaz.

Yazılım : Networkbil.net