Ana Sayfa - Hakımızda - İletişim

Düşünce & Kuram

Boş söz
“Rahman’ın o has kulları, boş ve faydasız sözle karşılaştıkları zaman, vakar ve soylu bir tavırla geçip giderler.” Furkan, 25/72 ...

 

وَالَّذ۪ينَ هُمْ عَنِ اللَّغْوِ مُعْرِضُونَۙقَدْ أَفْلَحَ الْمُؤْمِنُونَ

Boş söz ve işlerden yüz çeviren müminler, kurtuluşa ermişlerdir.”[1]

Lağv sözlükte; Boş, anlamsız, hiç bir yararı olmayan, saçma sapan söz, günah, batıl, gürültü yapmak, düşünmeden konuşmak, ölçmeden tartmadan konuşulan lüzumsuz sözlerin hepsini ifade eder.[2]

Lağv kavramı Kur’an’da türevleri ile birlikte on bir yerde geçer. Kur’an, Firdevs cennetine varis olacak ve kurtuluşa erecek müminlerin özelliklerini sayarken, namazı huşu ile kılanların hemen ardında, kendisine ve çevresine yarar sağlamayan lağv/boş söz ve işlerle uğraşmayan kimseleri sayar şöyle ki;  “Muhakkak ki müminler, kurtuluşa ermişlerdir. Onlar ki, namazlarını huşu içinde kılarlar. Onlar boş söz ve faydasız işlerden yüz çevirirler.”[3]

Yüce Allah boş söz, suri sohbet ve malayani işlerle meşgul olmanın ne kadar kötü ve çirkin olduğunu vurgulamak için nekaisten müberrâ olan Cennette[4]  boş sözün olmayacağını şöyle bildirir. “Cennette boş söz yoktur/işitmezler.”[5]   Aynı zamanda cennet gibi bir ödüle layık olmak için de boş, malayani ve faydasız söz, iş ve davranışlardan kaçınmak gerektiğini ifade eder.

Evet, Resûl-i Ekrem (asv) buyuruyor ki; من حسن إسلام المرء تركه ما لا يعنيه“Kendisini ilgilendirmeyen/malayani şeyleri terk etmesi, kişinin iyi Müslüman oluşundandır.”[6]

 “Hakkında bilgi sahibi olmadığın alanlarda konuşma, (görmediğin, duymadığın, bilmediğin konuların peşine takılma) Çünkü kulak, göz, gönül ve akıl bunların her biri, yaptıklarından sorumludur.[7] Bu ayette insanın bilmediği bir konuda söz söylemesi, hüküm vermesi, bilgi sa­hibi olmadan, tahmine göre konuşmasını yasaklayarak insanlara sorumluluk bilinci kazandırır. Nitekim hadisi şerifte şöyle buyuruyor.  “Her duyduğunu nakletmesi kişiye yalan/günah olarak yeter[8]

Boş sözleri duyduklarında veya cahiller onlara sataştıklarında nasıl tavır takınacaklarını da yüce Allah bize şöyle bildiriyor.

“Anlamsız, boş sözler işittiklerinde ondan yüz çevirip şöyle derler: "Bizim işlerimiz bize, sizinkiler de size aittir. Size selâm olsun. Bizim cahillerle işimiz olmaz.”[9]

 “Rahman’ın o has kulları,  boş ve faydasız sözle karşılaştıkları zaman, vakar ve soylu bir tavırla geçip giderler.”[10]

Öyleyse bir mümin ya hayır konuşur ya da susar. Çünkü ağzından çıkan her sözün kaydedildiğini ve bundan da mesul olacağını bilmesi gerekir. Nitekim Kur’an bunu biz şöyle hatırlatıyor; “Ağzından ne söz çıkacak olsa, yanında onu gözetleyen ve kaydeden biri vardır.”[11] Hadis te bizi şöyle uyarıyor. “Allah’a ve âhiret gününe inanan, ya hayır söylesin ya da sussun! ”[12]

Bununla birlikte çok konuşmak, gelişigüzel konuşma, kendisini ilgilendirmeyen konularda anlamsız sohbetlerde bulunmak her konuda malumatfuruşluk yapmak sevgi ve saygının yerleşmesine engel teşkil etmekle beraber, aklî ve ruhî dengesizliğe de işaret eden bir hastalık olduğu da unutulmamalıdır.

Bediüzzaman Hazretlerinin bu konuyla ilgili görüşü dikkat çekici ve tekrar tekrar okunmaya değer şöyle ki; II. Dünya savaşını merak edip, cemaati ve camiyi bırakıp haber dinlemeğe koşan bir kısım dindar ve âlimlere rağmen Üstad Hazretlerinin harbi hiç sormaması, merak etmemesi ve bu büyük hadiseye ilgisiz kalma nedeninin sorulması üzerine bu savaştan daha büyük bir hadisenin olduğunu şöyle anlatır:

“Evet, bu cihan harbinden daha büyük bir hâdise ve bu zemin yüzündeki hâkimiyet-i âmme dâvasından daha ehemmiyetli bir dâva, herkesin ve bilhassa Müslümanların başına öyle bir hâdise ve öyle bir dâva açılmış ki: Her adam, eğer Alman ve İngiliz kadar kuvveti ve serveti olsa ve aklı da varsa, O tek dâvayı kazanmak için bilâtereddüd sarfedecek… Herkesin, iman mukabilinde, bu zemin yüzü kadar bağlar ve kasırlarla müzeyyen ve bâki ve daimî bir tarla ve mülkü kazanmak veya kaybetmek dâvâsı başına açılmış. Eğer iman vesikasını sağlam elde etmezse kaybedecek.”[13]

 “Ömür sermayesi pek azdır. Lüzumlu işler pek çok çoktur. Birbiri içinde mütedâhi daireler gibi, her insanın kalb ve mide dairesinden ve cesed ve hâne dairesinden, mahalle ve şehir dairesinden ve vatan ve memleket dairesinden ve Küre-i Arz ve nev'i beşer dairesinden tut.. tâ zîyahat ve dünya dairesine kadar, birbiri içinde daireler var. Herbir dairede, herbir insanın bir nevi' vazifesi bulunabilir. Fakat en küçük dairede, en büyük ve ehemmiyetli ve daimi vazife var. Ve en büyük dairede, en küçük ve muvakkat arasıra vazife bulunabilir… Fakat büyük dairenin câzibedarlığı cihetiyle küçük dairedeki lüzumlu ve ehemmiyetli hizmeti bıraktırıp lüzumsuz,mâlâyâni ve âfâki işlerle meşgul eder. Sermâye-i hayatını boş yerde imha eder. O kıymetdar ömrünü kıymetsiz şeylerde öldürür.”[14]

Malayani ile iştigal, maksadı geri bıraktırıp, lüzumluları ihmal etmeye götürür, hiç kimseye faydası olmayan fuzuli işlerle kısa ömrünü zayi eder şöyle ki;

 “Bununla beraber meşagil-i dünyeviye dediğin, çoğu sana ait olmayan ve fuzulî bir surette karıştığın ve karıştırdığın malayani meşgalelerdir. En elzemini bırakıp, güya binler sene ömrün var gibi en lüzumsuz malûmat ile vakit geçiriyorsun. Meselâ: Zühal'in etrafındaki halkaların keyfiyeti nasıldır ve Amerika tavukları ne kadardır? gibi kıymetsiz şeylerle kıymettar vaktini geçiriyorsun.”[15]

"Elbette en bahtiyar odur ki, dünya için âhireti unutmasın, âhiretini dünyaya feda etmesin, hayat-ı ebediyesini hayat-ı dünyeviye için bozmasın, mâlâyani şeylerle ömrünü telef etmesin.[16]

Sözün özü   الكلام كالمال لا يجوز فيه الاسرافSöz tıpkı mal gibidir; onun da israfı caiz değildir.[17]

 

 


[1] Mü’minun, 23/1-3.

[2] İbn Manzur, Lisanu’l Arab, Rağıb el İsfehani, Müfredat

[3] Mü’minun, 23/3.

[4] İçtimai Dersler, 111.

[5] Meryem, 19/62, Tur, 52/23, Vakıa, 56/25, Ğaşiye, 88/10.

[6] Tirmizi, Zühd, 11. İbn Mace, Fiten, 12.

[7] İsra, 17/36.

[8] Müslim, mukaddime, 5 , Hakim, Müstedrerk, 382.

[9] Kasas, 28/55.

[10] Furkan, 25/72.

[11] Kaf, 50/18.

[12] Buhari, Edep, 31, 85

[13] Şualar, 209.

[14] Şualar, 208.

[15] Sözler, 329.

[16] Mektubat, 84.

[17] İçtimai Dersler, 238.

Yorumlar

Hiç yorum eklenmemiş. Tıkla ! İlk ekleyen sen ol ...

İlgili Başlıklar

Arşiv Arama

İlhamın Mihrabında

Lahika yerine bir hatırlatma
Evvel ahir tavsiyemiz: Tesanüdünüzü muhafaza; enaniyet, benlik, rekabetten tahaffuz ve itidal-ı dem ve ihtiyattır

Sername

Siyasalın İhlası
Bu denemenin ilgilendiği alan, özellikle dinî cemaatleşmelerin iktidar unsurlarıyla ilişkilenme tarzından türeyen siyasallığın ihlasının nasıllığıdır.

En Çok Okunanlar

Yorum Platformu

Ubeyd Kudat
Münazarat Penceresinden Devlet

İktibas

Sizden Gelenler

 

Tüm hakları saklıdır 2013 ®
Kaynak gösterilmeden ve izinsiz alıntı yapılamaz.

Yazılım : Networkbil.net