Ana Sayfa - Hakımızda - İletişim

Düşünce & Kuram

Cemaatlerde Dört Hata
Müslümanlar, Emevi saltanatı ile beraber idari ve siyasi anlamda asr-ı saadetin adalet ve hürriyet ekseninden ayrıldılar. ...

 

Müslümanlar, Emevi saltanatı ile beraber idari ve siyasi anlamda asr-ı saadetin adalet ve hürriyet ekseninden ayrıldılar. Sosyal ve kültürel alanlarda dünya tarihinde benzeri görülmemiş bir medeniyet inşaa etmişlerse de 1300 yıl boyunca insanlığa ilham verebilecek bir yönetim modelini kısa aralıklar dışında ortaya koyamadılar.

50 yıllık asr-ı saadet dönemindeki inkılaba ve pratize edilen sosyal ve siyasal anlayışa rağmen zamanla bütün alanlara sirayet eden saltanatçı anlayış ve pratik, birçok taifenin yeni uyanmış istidatlarını atalete uğrattı. Kontrol altına alınamayan dinamikler de istibdatçı mekanizma ile imkansızlığa mahkum edildi. Hicri ilk üç asırdan sonra gittikçe irtifa kaybeden Müslümanlar beşinci asırdan sonra kendi ortaçağlarına mahkum oldular.

Bütün beşeriyete harika ilhamlar ve medeniyetler hediye eden müslümanlar, önce siyasal sonradan da sosyal ve kültürel alanlarda Kur’ani ve nebevi çizgiden ayrıldılar. Ve en son 20.asrın başında harici ve dahili tesirler tahtında, başta devlet olmak üzere kurumsal anlamda hem maddeten hem de manen tamamen iflas ettiler.

Müslümanlar, Kur’an ve asr-ı saadet idealiyle bir asır öncesinden başlayan ihya hareketlerinin bir devamı olarak çeşitli varyantlarıyla maruz kaldıkları dahili ve harici sömürgeciliğe karşı her tarafta cemaatleşerek ve örgütlenerek mücadeleye giriştiler.

Yüzyıldır İslami anlayışın tecdidinde ve ihyasında motor vazifesi gören ve mevcut devlet politikalarını belirlemede nisbi bir kuvvet kesb eden bu cemaatleşmeler, farklı tecrübeler yaşayarak günümüze kadar geldiler.

Bu aşamadan sonra iki noktayı tekraren nazar-ı itibara almak bence zaruridir:

Birincisi: İslam toplumlarında dindarlaşma, cemaatleri aşmış bir nitelik ve nicelik kazanıyor. Binaenaleyh idealize edilmiş islam medeniyetinin yeniden inşası ve islam toplumlarını bu hatt-ı müstakimde tutma çabası örgütlenme anlamında yeni bir reforma ihtiyaç hissettiriyor.

İkincisi: Şimdiye kadar kapalı devre iletişim ağıyla çalışan ve dışarıdan çok hissedilmeyen cemaatlerin fikri, ameli ve örgütsel zaafları artık kontrol altına alınamayacak kadar tebarüz etmektedir.

Binaenaleyh cemaatlerin fabrika ayarlarına geri dönmesi yani üstadlarının asrın başında ihlasla ve isabetle ortaya koyduğu ilkeler çerçevesinde terakki etmeleri için nefis muhasebesi mesabesinde bir özeleştiride bulunmaları neredeyse farz olmuştur.

Şimdilik diğerlerinden kat-ı nazar ederek, İslam düşünce ve meslekler tarihinde orijinal bir hareket olan Risale-i Nur’u  referans ideasında olan Nur Cemaatlerini merkeze alarak birkaç noktayı ehl-i hamiyetin nazarına arz etmekle iktifa ediyoruz:

Dört Hata

Birincisi: cemaat-iktidar ilişkilerinin yanlış bir zeminde kurulması. Siyasi iktidarlarla kurulan menfaat ilişkilerinin sonucu olarak gurup/cemaat menfaatlerini maslahat-ı umumiyeye ve maslahat-ı İslamiyeye öncelemeleri, bittabi müteselsil tavizlerin verilmesi, hakikatı siyasete hadim ve peyk yapmaları, iktidarların gölgesinde belirlenen stratejiler, iktidarlara hak adına rehberlik edilmesi gerekirken; konjöktürel maslahatlar ve menfaatler adına hakikatın ketm edilmesi; hülasa bu gidişat iktidarların gölgesine sığınmakla sonuçlanır ki iktidarlarla beraber tarihin çöplüğünde kendini bulmuş böyle cemaatler ve guruplardan çokça vardır.

Hakikatı hiçbir şeye feda etmeyenler ise bazen zahiren mağlup olmuşlarsa da hiçbir zaman yok olmamışlar. Duruşlarıyla ilham vermişler, toprak altında yeşeren bereketli tohumlar gibi umum beşeriyete hakikatın nurunu neşretmişler. Misal mi istersin, işte al-i beyt’in 1400 yıldır alem-i islama neşrettikleri nur ve kafile-i nuraniyeler.

İkincisi: Hür tabiatlı insanların dışlanması. özgür/özgün, mücadeleci, hür karakterli şahıslar; hakikatı her şeyden üstün tutuklarından ve bunu dile getirmekten çekinmediklerinden çoğu zaman cemaatlerde bir yük olarak görülmüşlerdir. Cemaat otoriterlerine, karizmatik veya oligarşik liderliklere  itaatkar şahıslar onlara öncelenmişler. Bu da cemaatlerde silik kişiliklerin ve karakterlerin çoğalmasına sebebiyet vermiş. Böyle yapıların maslahat-ı islam adına varlık sebebleri kalmamıştır. Bu modern köleler azad olmadan cemaatlerin istikamet bulması adeta imkansızlaşmıştır. Böyle yapıların idealist gençlere tahammülleri yoktur; bilinçli veya bilinçsiz idealist şahsiyetleri ya işlevsizleştirmek veya baskılamak çabası çokça görülür. maalesef ve maatessüf çoğu zaman bu gerekçelendirilir de. Korkaklığa ihtiyat ismi; atalete ve idealsizliğe realizm ismi; pragmatizme maslahat ismi takılır. Bekara karı boşamak kolaydır sözü bir susturgaç olarak kulanılır.

Üçüncüsü: Meşveret-i şer’iye dairesinde şuray-ı hakikiyeyi yapmamaları; meşveret adı altında onay mekanizmalarının oluşturulması, hakikat-ı islamiyenin hiçbir şeye feda edilmemesi ve fikir adı altında kişisel zaaf ve arzuların cemaatleri rehin almaması için gerekli olan otokontrol mekanizmalarının oluşturulmaması.

Dördüncüsü: Serbest ve özgür okumaların, önyargısız ve tabusuz tartışmaların önünün tıkatılması. Kitap ve ilke yerine cemaatlerdeki konumu güçlü şahısların fikirlerinin merkeze alınması ve ona göre cemaat stratejilerinin belirlenmesi. Bilinçli veya bilinçsiz iyi niyetli veya kötü niyetli, cemaatı koruma psikolojisinin bir takoz ve handikap olarak yeni gençlerin önünde sed oluşturması. Muhkem bir ilkeye ve referansa dayandırmadan belirlenen rotalar, cemaatleri pusulasız bir gemi gibi çok felaketlere ve maceralara sürükler. Kuruluş amacının çok uzağında belki de ters istikamette bir limana götürebilir. Günümüzde ve tarihte buna misal çok guruplar geldi ve geçti.

Ümmetim dalalet üzerine birleşmez” hadisinin işareti ve teşvikiyle; tedavül-ü efkar, hatalarla yüzleşmek, özgür fikri platformlar ve hissiyat-ı umumiyenin nazara alınması hayati önemdedir. Yoksa seçkinci kadroların perde arkasında karar almaları ve icra etmeleri cemaatlerin helaketine sebeptir. Wesselam…

Allahım! Hakkı hak bilip ittiba edenlerden ve batılı batıl bilip içtinab edenlerden eyle.

Yorumlar

NEDİM - 27-07-2017 - 20:33:23
DÖRT HATA
Cemaatlerdeki temel hatalar savundukları davayı benimsemeyip, içselleştirmedikleri için dönemsel mevcut iktidarlara, güç sahiplerine dava kutsiyetini kurban etmişlerdir. Bu yapılırken mevcut cemaatler içindeki özgür, özgün düşünen bireyler hep tasfiye edilmiş, etiketlenmiş, tecrit edilmişler. Bu durum öz eleştiriden uzak tamamen abi veya abilerin fikirleri zamanla kitabi gerçekler haline gelmiştir. Bunun ötesinden daha vahim bir hal almış, eleştirilmez olup kutsallar haline getirilmiştir. Çünkü cemaatler beli bir dönemden sonra mutfak kapma yarışına girdikleri için sistem veya iktidar dişlileri arasında öğütülmüş. yağı alınmış peynir haline getirilmiştir. Diğer önemli bir nedeniyse çağla ve dönemsel bilim ve teknolojik gelişmelerden habersiz klasik bir metotla hareket etmeleridir. Bireylerin duyguları eğitmek yerine baskılamaları ayrıca yeni handikaplar üretmişler. Bu yanlış düşünce ve uygulamaların revize edilmesi, ıslah edilmesi için cesur, özgür düşünen,zaman ve zemini iyi analiz eden, cesur bireylerin yetişmesine fırsat tanımaları gerekir. weselam..
Sizde yorum yazmak için tıklayınız.

İlgili Başlıklar

Arşiv Arama

İlhamın Mihrabında

Bazen zayıf, zalim olur
Ye’s ile su’-i zandan za’f-ı kalb neş’et eder.

Sername

Siyasalın İhlası
Bu denemenin ilgilendiği alan, özellikle dinî cemaatleşmelerin iktidar unsurlarıyla ilişkilenme tarzından türeyen siyasallığın ihlasının nasıllığıdır.

En Çok Okunanlar

Yorum Platformu

Ubeyd Kudat
Münazarat Penceresinden Devlet

İktibas

Sizden Gelenler

 

Tüm hakları saklıdır 2013 ®
Kaynak gösterilmeden ve izinsiz alıntı yapılamaz.

Yazılım : Networkbil.net