Ana Sayfa - Hakımızda - İletişim

Işid’in Siyasal ve Mezhebi Kodları
Mezhepler, Kuran ve hadis metinlerinin yorumsal kısmında metodolojik açıdan en çok akla atfettikleri rollerle birbirinden ayrışırlar. Vahabiye, metinleri olduğu gibi bırakmanın en güvenilir yol olduğuna inanmaktadır ...

 

 

ı.

Işidin lokomotif gücünün daha çok politik kategoride değerlendirilmesi doğru olsa da kendini, etki alanında oluşturduğu dış görüntüsüyle itikad esaslı anti-emperyalist bir meydan okuma biçiminde lanse etmeyi başarmıştır. İdeolojik olarak tarihsel ve aktüel vahabizimden daha fazla bir şey olan organizasyonun etken olduğu dini algı yeni bir imtihan alanı olarak müslümanların karşısına çıkmaktadır.

Sathi olmayan bir nazar, kullandığı yöntem ve araçlara, yöneldiği jeopolitik alana, imal ettiği politik sonuçlara bakarak örgütü, Arap ulus-devlet aklının ve destekleyici bölgesel unsurların ulusal kaygılarını gidermeye matuf bir vakıa olduğunu çıkarsayabilir. Işid olgusu, bölgesel nüfuz stratejileri sebebiyle zımni destek sunan bazı devletlerin, körfez savaşından bu yana sistemden dışlanmış onuru kırık Irak Baasçılığının, Esed mezalimine uğramış Suriye muhalif popülasyonun ve uluslararası Haricî unsurların koalisyonudur. Modern iletişim araçlarını ustaca kullanarak dünyaya pazarlanan vahşet görüntüleri, hukuk tanımaz otorite anlayışları ve özellikle Kürtlerin siyasal üslerine yönelik son saldırıları örgütün ne tür bir modern iktidar refleksine ve devlet aklına sahip olduğunu göstermektedir.

21. yüzyıl aklına derin travmalar yaşatan ışid yıkıcılığının nedensel çeşitliliği tartışılamaz. Batının bilhassa ortadoğuda icad ettiği şiddet sorunsalı bu çeşitliliğin bir parçasıdır. Lakin bu, islam dünyasındaki mezhebi fanatizmin doğurduğu kutsal şiddet teorilerine ve geleneksel milliyetçiliklerin hukuk tanımazlığına mazeret değildir.

Işid’i büyüten siyasal stratejinin ürettiği sorunlara tek başına hicri 4 üncü veya 7 inci yüzyılın kavramsal tartışmalarıyla cevap verilemez. Ancak bu huruc hareketini doğuran ya da güçlendiren zeminin siyasal koşullarını, milliyetçi ihtiraslarını ve daha farklı bileşenlerini buharlaştırmadan örgüte rengini veren selefi retoriğin tarihsel ve metinsel kritiği yapılmalıdır.

Işid’in kendini fıkhî söylem içinde tanımlaması ister istemez örgütün İslamiliğini tartışmalara konu etmektedir. Bu özdeşleştirme vehmi, devlet felsefesinin içeriğini teolojik tasavvurıyla yorumlamaları ve savaşçı ihtiyacını hassas dindar sosyolojiden devşirmeleri yüzünden yaygın bir düşünce halini almaktadır. Eylem hinterlandında "şiddet fabrikası" gibi işleyen bu organizasyon tekbirler eşliğinde minare yıkmaktadır. Bu paradoksal formülasyon ışid düşünce tarzının ürettiği reel durumu yansıttığı kadar imgesel yönünü de açıklamaktadır.  

 Bu yapı, dini algıyı en çok tevhid ve cihad kavramları üzerinden deforme etmeye yönelmiştir. Tevhidi, vahdetul vucutçuluğun siyasal versionu biçiminde algılamaktadır. Cihadı ise, başka yollarla durdurulamayan zalimliğe, din kimliğine yönelik soykırımcı saldırganlığa ve yurdundan zorla çıkarılmaya karşı zorunlu bir savaş hakkı olmaktan çıkarıp ne yazık ki dünyaya "küresel terörizm" olarak pazarlamaktadır. Bu sorun, ışid yıkıcılığının içsel nedenleriyle Müslüman zihin dünyasının yüzleşmesini zorunlu kılmaktadır.

II.

Vahabizim: Aklın Cariyeliği

Fıkhi kuramlar ve kavramlar politik pozisyonların etkisine bağlı olarak değişirse ilmi tartışmalar siyasi tarafgirliğin baskısı altında şekillenir. Böylece fıkhi /hukuki mütalaalar hak ve nefs’ül emrin (objektiflik ve orjinallik) kontrolünden taşarak siyasal koşullara bağlı şekilci bir metotla yapılır. Tarihsel tecrübe, ilmi ve felsefi karşıtlıkların zaman zaman egemenliğin meşrulaştırılması, yeni hükmetme arayışları, rencide edilmiş milli gururların teşeffisi gibi nedenlerle ortaya çıktığını anlatmaktadır. Bu bakış bizi Işid koalisyonunun önemli bir bileşeni olan “seleficiliğin” tarihsel serüvenine götürmektedir.

Post modern Haricîleri etkileyen, Vahabiliğin tarihsel şekillenişinden ziyade dinin kurucu metinlerine dair yorum stratejisidir. Selefilik üzerinden tartışma, adlandırma ve gerçeklik arasındaki farktan kaynaklanmaktadır. Said Ramazan El-Boti’nin  yerinde tanımıyla Selefiye bir mezhep değil mübarek bir zaman diliminin adıdır.

Mezhepler, Kuran ve hadis metinlerinin yorumsal kısmında metodolojik açıdan en çok akla atfettikleri rollerle birbirinden ayrışırlar. Vahabiye, metinleri olduğu gibi bırakmanın en güvenilir yol olduğuna inanmaktadır. Bu bakış açısı onları farklı okuma metotlarını itikat üzerinden ötekileştirmeye götürmektedir. Rey ve tevil ekolüne bidat ve dalalet, bazı tasavvuf ehline şirk isnad etmeleri bu yüzdendir. Kendini sahih dini metinlerin tek  sahih manası olarak ikame eden bu anlayış, en büyük savaşı usul alimlerine karşı vermektedir.

Bu ekol, kurucu metinlerin kendini akla okutan delalet boyutuna kapalıdır. Vahabi zihni, bir takım taabudî/amelî konulardaki sadakatini, sadık akla güvenmeyerek ilmî/içtihadî alana taşıyamamıştır. Bu yaklaşım, metinsel alandaki mana ve masadaklara doğru yöntemlerle ulaşmak yerine sathi nazarla ulaştığı cihad ve hilafet gibi direkt siyasi sonuçlar üreten kavramlarla hayata müdahil olmaktadır. Bediüzzaman’ın Muhakemat’ında “şedit düşmandan ziyade dine muzır” olarak işlenen bu düşünce tarzı daha çok “zahirperestlik” kavramıyla mühürlenmektedir.

Yorumlar

Hiç yorum eklenmemiş. Tıkla ! İlk ekleyen sen ol ...

İlgili Başlıklar

Arşiv Arama

İlhamın Mihrabında


Ey “sadık ahmak” ıtlakına masadak biçare ulemâü’s-sû’ veya meczup, akılsız, cahil sufiler! Hakikat-i kâinat içinde kökü yerleşmiş ve hakaik-i kâinata kökler salmış olan şecere-i tûbâ-i İslâmiyet,mevhu

Sername

Siyasalın İhlası
Bu denemenin ilgilendiği alan, özellikle dinî cemaatleşmelerin iktidar unsurlarıyla ilişkilenme tarzından türeyen siyasallığın ihlasının nasıllığıdır.

En Çok Okunanlar

Yorum Platformu

Ubeyd Kudat
Münazarat Penceresinden Devlet

İktibas

Sizden Gelenler

 
ZEHRA.COM.TR
Tüm hakları saklıdır 2013 ®
Kaynak gösterilmeden ve izinsiz alıntı yapılamaz.

Yazılım : Networkbil.net