Ana Sayfa - Hakımızda - İletişim

E-kitap

İslam’da Eylem Özgürlüğü Bağlamında Gayrı Müslimlerin Durumu
Gayrimüslimlerin dinî değerlerine dokunulmaz ve dinî hükümleriyle ilgili bütün hususlarda kendi inançlarıyla baş başa bırakılmaları temel ilke olarak kabul edilir. Bazı dönemlerdeki şahıslara bağlı istisnaî tutumlar hariç, İslâm toplumunda inançların ve dini hükümlerinin farklılığından kaynaklanan içtimaî tezahürler, ekseriyetle hoşgörüyle karşılanmıştır. ...

e-kitabı indirmek için tıklayınız»

Kitabın Sonuç Kısmı

İslâm hukukunda zimmet müessesesi, Müslüman’a eşdeğer hukuki bir güvenceyi gerekli kılar. Bu sebeple İslâm tarihinde azınlıklar kavramı nüfus durumunu nitelese bile hukuki statüyü asla ifade etmez ve fıkıh literatürümüzde azınlık kavramı kullanılmaz. Vatandaşlık anlaşması gereği, gayrimüslimlerin haricî ve dahilî tehlikelere karşı can, namus, çocuk ve mal güvenliklerinin sağlanması ve korunması, Müslümanların garantörlüğündedir. Kul hakları kapsamındaki konularda din, dil, ırk, milliyet, cinsiyet ve makam ayrımı yapılmaz ve eşit hukuki hükümler uygulanır.

Gayrimüslimlerin dinî değerlerine dokunulmaz ve dinî hükümleriyle ilgili bütün hususlarda kendi inançlarıyla baş başa bırakılmaları temel ilke olarak kabul edilir.
Bazı dönemlerdeki şahıslara bağlı istisnaî tutumlar hariç, İslâm toplumunda inançların ve dini hükümlerinin farklılığından kaynaklanan içtimaî tezahürler, ekseriyetle hoşgörüyle karşılanmıştır. Doğrusu, onu yaşamaya bir kısım manilerin bulunduğu veya “şu alan-bu alan” mülâhazasıyla diyanete sınırlar konmaya çalışıldığı bir yerde din ve vicdan hürriyetinden söz etmek mümkün değildir. Elbette baskı ve dayatmalar, hem insana hem de insanın iradesine karşı apaçık bir saygısızlıktır.

Esasen, dinî hükümler, üzerimizde bütün haklardan daha önemli Allah hakkı olmakla birlikte, kul ile Allah arasındadır, ibadet kategorisindedir ve imanî-vicdanî bir meseledir. Karşılığı daha ziyade Âhiret’e aittir. Bu sebeple, dinî hükümlerde zorlamalar çoğu zaman ya nifak ya da zulüm doğurur. Konunun eğitim ve ahlaki boyutu bir yana fert açısından dinî hükümleri yapmak istemeyenleri zorlamak, en azından ihlâsı zedeler ve sonuçta münafık tipler üretir. Münafığın imanı da ameli de Allah katında makbul değildir.

Bu temel düsturlar çerçevesinde, dinî hükümlerini yaşamak isteyen insanların dinî haklarını kısıtlamak veya engel olmak, en azından kişinin vicdanıyla çelişki meydana getirir ve çoğu zaman mağdurlar üretir. Kalıcı çözüm, insana, düşüncesine, inancına, inancının gereği olan dinî değerlerine ve dini hükümlerine ve dinini yaşamasına saygı anlayışında saklıdır.

Yorumlar

Hiç yorum eklenmemiş. Tıkla ! İlk ekleyen sen ol ...

İlgili Başlıklar

Arşiv Arama

İlhamın Mihrabında


Ey “sadık ahmak” ıtlakına masadak biçare ulemâü’s-sû’ veya meczup, akılsız, cahil sufiler! Hakikat-i kâinat içinde kökü yerleşmiş ve hakaik-i kâinata kökler salmış olan şecere-i tûbâ-i İslâmiyet,mevhu

Sername

Siyasalın İhlası
Bu denemenin ilgilendiği alan, özellikle dinî cemaatleşmelerin iktidar unsurlarıyla ilişkilenme tarzından türeyen siyasallığın ihlasının nasıllığıdır.

En Çok Okunanlar

Yorum Platformu

Ubeyd Kudat
Münazarat Penceresinden Devlet

İktibas

Sizden Gelenler

 
ZEHRA.COM.TR
Tüm hakları saklıdır 2013 ®
Kaynak gösterilmeden ve izinsiz alıntı yapılamaz.

Yazılım : Networkbil.net