Ana Sayfa - Hakımızda - İletişim

Vahyin Gölgesinde

İtikaf
İşte insan belli bir zaman aralığında itikaf ile, halvet ve inziva halinde bütün zamanlara ve ‘mekan’a açılmalıdır. ...


İtikaf, ayet ve hadislerde yer alan, daha çok Ramazan'ın son on gününde yapılan bireysel bir ibadettir. Hiç olmazsa bir süre dünyevi şeyleri terk etmek ve köşeye çekilip zamanını ibadetlerle ve derin düşünceyle geçirmek demektir. Batıni bir ibadettir. İçsel bir yolculuktur. Mana aleminin kapılarını aralar. Derinlik ve sükunet içerir. Mescid, cami veya kişisel mekanlarda yalnızlığa mahkum olmaktır. Bu mahkumiyet içinde uçsuz bucaksız bir özgürlük barındırır. İman ve hürriyet ilişkisi; ay ışığı gibi kendini gösterir. 

Hakikat Hak’tır. İtikafta, arkasında hürriyet olan Hakk’a davettir. Zorunlu değil, gönüllü bir tekliftir. Kişiyi toplum içine hazırlayan bireysel bir tekamüldür. Özgür birey ve özgür toplum paradigmasıdır. Kalbin tatmini için açılan ‘saf mana’ sahasıdır. Kristal berraklıktır.

Gerçekten de Müslümanların büyük çoğunluğunun derin bir düşünceye ve iç alemlerini aralamaya ihtiyaçları var. İtikaf bunun için güzel bir vesiledir. Çünkü hiç ölmeyecekmiş gibi dünyaya çalışan Müslümanlar, aynı hassasiyetle yarın ölecekmiş gibi ahirete çalışmazlar. Ölüm, insanın kıyameti ve dünya hayatının sona ermesidir. Eğer ahiret yurdu insanı bekliyorsa, ahireti hesaba katmak ve dünyayı ahiretin tarlası şeklinde yaşamak zorunludur. Ancak bunu yaparken inananlar açısından bir takım çelişkiler ortaya çıkmaktadır. Bunların başında ‘dünya-ahiret’ dengesini kuramamak geliyor.

İslam dini kalbin açılımını önemser, ancak tek başına değil. Nitekim Kur’an’da ‘’Onlar kalpleriyle aklederler’’ buyrulur. İnsan’da akıl, kalp, ruh, his, vicdan, nefis ve irade gibi bütün özellikler bir bütün halinde mevcuttur. Dolayısıyla İslam tek başına ruhbanlık dini değildir. Dünyayı da gerçekliğiyle yaşamayı uygun görür. Fakat Müslüman toplumların iki temel sorunlu yaklaşımı vardır;

Birincisi; Mana özelliğini yitiren, servet, iktidar ve saltanat uğruna kaba materyalist bir Müslümanlık anlayışıdır. Kıvrak bir zeka üzerinedir. Kapitalist moderniteye ve sisteme bağlıdır, devletçidir. Söylem manevi içeriğe sahip olsa bile pratikte tamamen maddeci bir yaşam tarzı vardır. Kalbin ve ruhun ihtiyaçları unutulmuştur.

İkincisi ise; tam tersi olarak kesin hatlarla dünyadan uzaklaşmış, hayatın gerçekliğinden, şu yeryüzü aleminin ve toplum hayatının ihtiyaçlarından kopmuş, içe dönük ve maddeden uzak ama manayı da bulamayan yaklaşımdır. Tarikat dergahlarında (hakikat ehlini tenzih ederim) sürekli zikir halindedir. Ancak derin bir gaflet haliyle şehadet alemi göz ardı edilmiştir.

İşte Mümin kimse bu çelişkili her iki hali de terk etmeli, ifrat ve tefriti değil vasatı bulmalıdır. Yaşamın kendisi olarak İmam Gazali ‘’Kainat, gerçeğin dış (zahir) yüzü; gerçek ise kainatın iç (batın) yüzüdür’’ demekle ne kadarda haklıdır. Tasavvufi gelenekte teslimiyet, iman ve ihsan üç boyutlu üç basamak vardır. Teslimiyet ve iman olmadan, itikafın derinliğiyle kavranılacak Allah’ı görürcesine ibadet etmek olan ‘ihsan’ elde edilemez. Yani mücadelesiz müşahede olmaz.

İlahi olanın göz bebeği olarak ‘insan’ varlık aleminin merkezindedir. İnsan ise bizzat kendinde mana ve maddeyi aynı anda barındırıyor. Kalp, ruh, nefis, sır gibi batıni özellikleri ile hava, ateş, toprak ve su gibi zahiri özellikleri bir bütündür. İyilik ve kötülük gibi her iki zıt olanı da eyleme dökebilen insan çift kanatlı bir özelliğe sahiptir. Dolayısıyla ne kendi bireysel hayatında ne de toplumsal hayatında tek taraflı olamayacaktır. İnsanın kendini bilmesi ve tanıması, Hakk’ı arayan hakikat yolculuğu sonu olmayan bir yolculuktur. Aranmakla bulunmayan, fakat bulanların arayanlar olduğu bir yoldur. Varılacak merci yoktur. Zaten mesele bu yolda olmaktır. Hakikat yolun kendisidir.

İşte insan belli bir zaman aralığında itikaf ile, halvet ve inziva halinde bütün zamanlara ve ‘mekan’a açılmalıdır. Hayatın ve toplumun içinde ‘kendisi’ olarak yer almalı, iç ve dış aleminin sınırlarını birleştirerek çelişkileri ortadan kaldırmalıdır. İlahi olana karşı ise varsa bir iddiası, unutmamalıdır ki; Allah’tan başka her şey varlığında ve yokluğunda müsavidir.

Yorumlar

yusuf - 11-07-2015 - 06:58:20
tebrik
Müstefid olduk. Allah razı olsun.
Nilüfer Kolcu - 10-07-2015 - 21:27:21
Selam Sefaya ve hayatına..
Ruhuna mana, bedenine sağlık, kalemine bereket SEFA :)
kul olmak - 10-07-2015 - 10:16:56
ölçü
yazınız faydalı olmuş fakat tarikatı tenkit etmeden daha da faydalı olabilirdi.
Sizde yorum yazmak için tıklayınız.

İlgili Başlıklar

Arşiv Arama

İlhamın Mihrabında

Bazen zayıf, zalim olur
Ye’s ile su’-i zandan za’f-ı kalb neş’et eder.

Sername

Siyasalın İhlası
Bu denemenin ilgilendiği alan, özellikle dinî cemaatleşmelerin iktidar unsurlarıyla ilişkilenme tarzından türeyen siyasallığın ihlasının nasıllığıdır.

En Çok Okunanlar

Yorum Platformu

Ubeyd Kudat
Münazarat Penceresinden Devlet

İktibas

Sizden Gelenler

 

Tüm hakları saklıdır 2013 ®
Kaynak gösterilmeden ve izinsiz alıntı yapılamaz.

Yazılım : Networkbil.net