Ana Sayfa - Hakımızda - İletişim

İzzettin Yıldırım’ın Derin Portresi
İzzettin Yıldırım, düşünce çizgisini şahsiyetinin önüne çıkarmayı başarmış ender lider tiplerinden idi. ...

İzzettin Yıldırım, düşünce çizgisi ile şahsiyeti arasındaki dengeyi ilmin onuru içinde sunabilmiş ender bir lider idi. Bu adap içinde inşa ettiği liderlik vasfından mütevellit, kişilerin yüceltilmesinin riskli yanlarına dikkat çekmiş ve toplumsal gerilemenin nedenlerinden biri olarak karizmatik liderliğe işaret etmiştir. Bizzat ve bilvesile yetiştirdiği binlerce talebenin ve kendisiyle mefkure birliği içine girmiş yüzlerce arkadaşının bugüne kadar onu kişisel öyküsüyle değil de misyonuyla ön planda tutmaya çalışması bu yüzdendir.

İzzettin Yıldırım portresinin derinliğine inildikçe Zehra ekolünün oluşumuna katkı sunan özelliğiyle karşılaşılır. Bir bakıma onun hayatı Medresetüzzehra idealine sunulmuş bir ömürdür. Bediüzzamanın engin deneyimleri ve kendi hayatında muhafaza etmeye çalıştığı Risale-i Nur değerleri, öncülük ettiği mefkure hareketinin en önemli esin kaynakları olmuştur.

İlmi kişiliğini medrese eğitimi ve Risale-i Nur’la ören İzzettin Yıldırım, bu iki geleneğin iyi bir sentezi ve temsilcisi olmuştur. Hayatını vakfetmiş birisi olarak ortaya koyduğu pratikler onun sadece bir fikir terennümatçısı olmadığının göstergesidir.

İzzettin Yıldırım, mensubu olduğu Risale-i Nur düşünce sistematiğine tahkiki usullerle bağlı bir alimdir. Manipülasyonlara kapalı ve sorgulamalara açık bir yöntem izleyerek savrulmalara karşı müteyakkız davranabilmişlerdir o ve arkadaşları. Onun fikir ve mücadele geçmişinde muktedirlerin çizdiği şablonlar yoktur. Bu sebeple de hiçbir hegemonik yapının baskı vasıtalarına dahil olmayan “Zehra” gibi özgün bir ekolün başlatıcılarından olmuştur.

İzzettin Yıldırım portresinin köşe taşları Nur Hareketindeki belli başlı savrulmalar karşısındaki tavrında saklıdır. Bediüzzaman sonrası Nur hareketi birçok sorunla karşılaşmıştır. Bu sorunlar Risale-i Nurun okunma/yazılma biçimleri ve yorumlanışından resmi ideolojiyle problemsiz gösterilme çabalarına ta Nurculuk söylemlerinin Türkiye'deki milliyetçi-muhafazakar söylemlerle ortaklaştırılmasına kadar birçok alanda yaşanmıştır. Bu tartışmalarda İzzettin Yıldırım’ın temsil ettiği çizginin şu iki genel ilkesi hep var olagelmiştir; hakikati tenasüp içinde sunmak ve hak için risk almak.

İzzettin Yıldırım'ın “köklü bir inkılap hareketi” diye nitelendirdiği Risale-i Nur hareketinin hukuku ve eşitliği savunan toplumsal özü tam da bu misyonu çağrıştıracak özelliklerinin karşısında konumlandırılmaya çalışılmıştır. Bu öze karşı girişilen ilk darbe girişimi nurcu potansiyelin “gazete” üzerinden siyasi manipülasyonlara açık hale getirilmesidir. Bu durum Bediüzzamanın "temas var telebbüs yok" dediği noktada teşebbüsten öte bir bütünleşme çabası içine giren çevrelerle özü korumaya çalışanlar arasında ayrışmalara yol açmıştır. İzzettin Yıldırım'ın bu ayrışmada benimsediği genel tutum nur hareketinin merkez sağın politik stratejilerine payanda edilmemesi yönünde olmuştur.

Nurculuk odaklı zihinsel kırılmalardan bir diğeri ise Bediüzzamanı, siyasal/toplumsal alanını bölerek okumaktır. Bu seçmeci okuma biçiminde temel mantık maslahatçılık olduğundan gerçek ve algı sürekli yer değiştirmiştir. (Bir zamanların mahzurlu kitabı Münazarat'ın şimdilerde önemsenmesi gibi) İzzettin yıldırım'ın bu konudaki tavrı Bediüzzaman'ı hiçbir maslahata sığınmadan bütünlüklü ve doğru biçimde ele almaktır.

“Bediüzzamanla ilgili hiçbir rivayeti mihenge vurmadan almayınız” yaklaşımını esas tutan İzzettin Yıldırım, tahrifatlara karşı son derece duyarlı davranmıştır. Üstad Bediüzzaman'ın rejime karşı takındığı seviyeli muhalefet mantığının anlaşılabilmesi için istibdat-meşrutiyet-cumhuriyet dönemlerindeki tüm mahkeme safahatlarının incelenmesine büyük önem atfetmiştir.

Bediüzzaman sonrası nur hareketinin üst kadrolarında belirgin iki tutumdan bahseden İzzettin Yıldırım, ikisini de eleştirmiştir. Bu tutumlardan birincisini “fıtri ahval içinde gelişmeleri beklemek”, ikincisini “mutlak despotizm mantığıyla her şeyi kontrolünde bulundurmak” şeklinde yorumlamıştır. Bu noktada fikir hürriyetine ve meşverete önem vermesi onu hegemonya kurmak isteyenlerle sürekli karşı karşıya getirmiştir.

Onun portresini tamamlayan en önemli hususlar; vakf-ı hayat etmesinde ve Üstadı Bediüzzaman duyarlılığında Risale-i Nur geleneğini medrestüzzehra idealiyle birlikte yaşatma iradesinde yatmaktadır.

Yorumlar

Hiç yorum eklenmemiş. Tıkla ! İlk ekleyen sen ol ...

İlgili Başlıklar

Arşiv Arama

İlhamın Mihrabında


Ey “sadık ahmak” ıtlakına masadak biçare ulemâü’s-sû’ veya meczup, akılsız, cahil sufiler! Hakikat-i kâinat içinde kökü yerleşmiş ve hakaik-i kâinata kökler salmış olan şecere-i tûbâ-i İslâmiyet,mevhu

Sername

Siyasalın İhlası
Bu denemenin ilgilendiği alan, özellikle dinî cemaatleşmelerin iktidar unsurlarıyla ilişkilenme tarzından türeyen siyasallığın ihlasının nasıllığıdır.

En Çok Okunanlar

Yorum Platformu

Ubeyd Kudat
Münazarat Penceresinden Devlet

İktibas

Sizden Gelenler

 
ZEHRA.COM.TR
Tüm hakları saklıdır 2013 ®
Kaynak gösterilmeden ve izinsiz alıntı yapılamaz.

Yazılım : Networkbil.net