Ana Sayfa - Hakımızda - İletişim

Röportaj

Mela Îbrahîm Xelîlê Amedî Röportajı
Mela Îbrahîm Xelîlê Amedî, yetiştirdiği mümtaz ilmi şahsiyetlerle tarihe damgasını vuran ...

Seyda Mela Îbrahîm Xelîlê Amedî ile Medreseleri Konuştuk

Mela Îbrahîm Xelîlê Amedî, yetiştirdiği mümtaz ilmi şahsiyetlerle tarihe damgasını vuran geleneksel Kürdistan medreselerinin varislerinden... On yıllık medrese tahsiline, sosyal bilimler alanındaki eğitimini eklemiş, maruf bir Alim... Silvan doğumlu olan seyda, Diyarbakır’da hayatını sürdürüyor. İlmi ve ticari hayatını birlikte sürdüren Amedî, Türkçe’yi, askerlik yaptığı dönemlerde öğrendiğini ifade ediyor. Bir dönem Diyarbakır BalıkçılarBaşı’nda Kavası Sağir camii imamı olarak görev yapan seyda, Risale-i Nur’dan Sözler, Mektubat , İçtima-i Dersler ve Mesnevi-i Nuriye adlı eserleri Kürtçeye tercüme etmiş. Şeyh Sadi Şirazi’den Gulistan adlı eserinin mealini yazan Mela İbrahim, Nubihar yayınevi sorumlusu Süleyman Çevik’e göndermede bulunarak, Kürtçeden Farsçayı kolay öğrenmek için bitirdiği eserinin bir an önce basılmasını istiyor. Seydayla hayatını, Kürt medreselerini, Risale-i Nur’u ve barış sürecini konuştuk.

Röportaj: Ömer Yikitler/Diyarbakır

Seyda, ailenizde medrese ilmi ile ilgilenen başka kimse var mıydı?

Medrese tahsili o dönemde memleketimizin her tarafında var olan bir uygulamaydı. Ailede medrese ilmi ile uğraşan başka kimse yoktu fakat babam Kuran biliyordu.

Kimlerden ders aldınız ve icazetinizi hangi seydadan aldınız?

Babamdan Kuran dersi aldım. Şeyh Qete’den fıkıh dersi aldım. Seyda Mele Raşit’ten sarf ve nahiv dersi aldım. 1963’de Seyda Mele Şerif Muhammed Heldewi’den cami dersi aldım. Aynı zamanda 1965’de icazetimi de kendisinden aldım.

Risale-i Nur’la ne zaman tanıştınız?

1960’da Bediüzzaman Said Nursi’nin vefat ettiğini duydum. Doğrusu daha önceden kendisinden haberim yoktu. 1963’de Seyda Mele Muhammed Şerif’in yanında medrese tahsili görürken ilk kez tanıştım. Seyda Risal-i Nur Kitaplarının Osmanlıcasını okuyordu. Zaten o dönemde bu kitapları bulmak kolay değildi insanlar  zor şartlarda alıyordu, bazen de bu kitaplara sahip olan şahıslardan alıp okuyup tekrar iade ediliyordu. Seyda Mele Şerif her gün yarım saat Mektubat kitabından bize ders veriyordu. Böylelikle Risale-i Nur ilmi ile tanıştım.

Bir Alim olarak Risale-i Nur hizmetlerine nasıl bakıyorsunuz?

Risale-i Nuru üstadımız inanç bakımından  günün ihtiyaçlarına göre gerekli görmüş. Bu ihtiyaçları karşılamak için bu eserler yazılmıştır. Allah ondan razı olsun. İslam için büyük bir hizmette bulunmuştur. Bütün dünya alimleri de böyle görüyor. Ama Risale-i Nur tek başına yeterli değildir. Üstada soruyorlar; neden fıkıh kitabı yazmadınız diye üstad diyor ki bizden önce ki alimler o konu da her şeyi yazdılar artık bizim onlara ekleyeceğimiz bir şey yok. Fakat imani konularda yeterince kaynak yok. İslam alemindeki  imani çöküntüyle mücadele etmek için Risale-i Nur gereklidir.   Üstadın temel kaynağı Kuran’dır. Başka yerlerden alıntı yapmamıştır. İslam alemindeki alimlere Risale-i Nuru kendi dillerine çevirmek vazifedir. Üstad  bu eserlerin kendi milletinin eline geçip onlarında kurtuluşuna vesile olmasını İstiyor. Bunun için Kürtçeye çeviri yapmak lazım. Risale-i Nur bugün yaklaşık elli dile tercüme edilmiş ama hala tamamı Kürtçeye yani üstadın kendi diline tercüme edilmemiş. Burada suiistimal var. Şu anda elimizdeki imkanlara göre çevirilerini yapmaya çalışıyoruz. Üstadın ilk eseri olan Mesnevi-i Nuriye , İçtima-i Dersler, Sözler ve Mektubat adlı eserleri tercüme ettim.  Mesnevi-i Nuriye ve  İçtima-i Dersler Zehra yayıncılıktan basıldı. Sözler ve Mektubatı Sıddık Hocaya verdim yayınlaması için, fakat on yıldır ne yayınlandı ne de iade edildi.

Kürt Medreseleri üzerine  bilgi verebilir misiniz?

Kürt Medereselerinin tarihi çok öncelere dayanıyor. Kürtler arasında önemli bir konuma sahiptirler. Bu kurumlar hususi bir eğitim metodu uygulamıştır. Tarihe baktığımızda resmi medreseler Osmanlı dönemi de dahil olmak üzere bu bölgede fazla açılmamışlar. Hicri tarihe göre Diyarbakır  hicri 17’de islamiyeti kabul etmiştir. Buna rağmen resmi medreseler  yok denecek kadar azdır. Buna rağmen Kürdistan Medreseleri çok canlı idi. Değerli ilim adamları yetiştirmiştir. Örneğin  Sa’di Taftazani gibi alimler gelip bu bölgede ilim tahsil etmişlerdir. Bugün ki Diyarbakır Ulu Camii etrafında birçok medrese vardır. Bir çoğu eski dönemlerden kalmadır. Amaç insanlara dini hizmet vermek ve bunun yanında bilgisiz kalmalarını engellemektir. Her dönemde dini hizmetlerini yerine getirmişlerdir.

Klasik medreseler bugünün ihtiyaçlarına cevap veriyor mu ?

Klasik medreseler, dini hizmetleri öğretiyorlar fakat fenni ilimlerden yoksun kalıyorlar. Bu tarz, medreselerin kuruluş felsefesine ve hikmetine  ters düşüyor. Esasında kuruluş amacı hem dünya hem de ahirete  yönelik ilim tahsil etmektir. İmamı Gazali medrese kökenlidir. Batılı feylesoflarla münakaşa ediyor. Yine Kürt Medreselerinden çıkan diğer bir alimimiz olan büyük Kürt Mucit Cizreli İsmail Ebul-İz 800 yıl önce su buharı ile çalışan robotlar yapmıştır. Maalesef medreselerimizin içi boşaltılmıştır. Beş yüz yıl önce yazılan bir astronomi kitabı okuma fırsatım oldu.Burada yazılanlara göre yazar astronominin medreselerden çıkartıldığını görüyor ve kitap yazıyor, bu ilmin kaybolmaması için. Medreseler üzerine oyunlar oynanmıştır. Otuz yıllık tahsil şimdi 5-6 yıla indirilmiştir. Bize dünya lazım değil dinimizi öğrenelim yeter denildi. Bu yanlış bir düşüncedir. Oysa ki Müslümanların hem din, hem dünya ile uğraşması gerekiyor. Maalesef Müslümanlar bugün tek kanatlı bir kuş haline getirilmiştir. Bu da bizi geri bırakmıştır. Değişen dünya şartlarında günün ihtiyaçlarına yeterli bir şekilde cevap veremiyoruz. Esasında bu bir politikanın eseridir. Medreselere vurulan darbeyle Müslümanlar geri bırakılmak istenmiştir.

Medreselerde ne tür eserler okunuyordu?

Medreselerde eskiden her türlü ilmi eserler okunuyordu. Hem fenni,  hem de dini. Tıp ,  kimya ,fizik, felsefe gibi eserler okunuyordu. Hatta bu alanlarda yazılmış birçok eserler vardır kütüphanelerde. Örneğin Londra, Berlin , Paris gibi büyük kütüphanelerde bu medreselerden çıkan kitaplar bulunuyor. Fakat  cumhuriyet kurulduktan sonra medreseler kapatıldı. Kütüphanelerde bulunan çok değerli eserler yasaklandı ve ortadan kaldırıldı. Bir kısmı da yer altlarına saklanıldı ve buralarda tahrip oldu. Bugün İstanbul’daki Sülemaniye Kütüphanesinde bu eserlerin bazı nüshaları bulunuyor. Hangi hikmete binaen yapıldı, bilmiyorum, ama  fenni ilimler medreselerden çıkartıldı. Sadece dini kitaplar okutulmaya başlandı. Arapça eserler yasaklandı. Resmi kurumlar buralara müdahale etti.

Bugün için medrese tahsili hangi boşluğu dolduruyor? uzun süreli bir eğitimi esas alan geleneksel tarzı doğru buluyor musunuz?

Bu yanlış bir düşüncedir. İlim öğrenmenin sınırı yoktur. Peygamber efendimiz  ‘’beşikten mezara kadar ilim öğreneceğiz’’diyor. Esasında süre açısından az bile okuyoruz. Okuduğumuz eserleri uygulama sahasına getiremiyoruz. Dini kaynağından öğrenmeliyiz. Tercümeler bize yeterince yardımcı olamıyor. Tercüme yapan kişinin fikirleri de işin içine giriyor. Uzun süreli eğitim gereklidir, Arapçaya  tam olarak hakim olabilmek için. Dilin gramerini öğrenmek lazım. Arapçaya hakim olmak için her ne kadar dini ilimlerin aslından olmasa da sarf ve nahiv okumak gerekiyor. Arapçaya hakim olmayan biri, ilmi bir üslupla konuya bakamaz. Medrese çıkışlı hocalar daha ilmi bir tarza sahiptir. Medreselerin eksiği dünyaya ait bilgileri az olduğu için insanlara anlatamıyorlar. Kendilerini yeterce bu alanda yetiştirmiyorlar. Eksiği gidermek gerekiyor. Bediüzzaman, kuşun iki kanadı olarak ifade ediyor bu konuyu. Hem dünyamızı hem ahiretimizi anlamalıyız.

Said Nursi klasik medrese çıkışlı olmasına rağmen neden farklı bir eğitim metoduna yöneldi?

Üstad ihtiyaç gereği böyle farklı bir metod uygulamıştır. İslam alemini derinden sarsan bir zelzele ile karşı karşıya kalmıştır. Küfre karşı mücadele vermiştir. İslama verilen zararları tamir etmekle uğraşmıştır.  Yoksa, medreselerde okutulan eserler gereksizdir manasında birşey dememiştir. Üstad Risale-i Nuru iman hizmeti olarak tarif ediyor.  Fakat medreseler günün ihtiyaçlarına cevap veremiyordu. Yeterince iman hizmeti göremiyordu. Üstad medreselerden dünyaya ait olan ilimleri çıkartanlara karşı durmuştur. Medreseleri geri bırakan zihniyetlere karşı çıkmıştır.  Klasik medreselerin günün ihtiyaçlarına cevap veremediğini ya yenilenmeleri gerektiğini yada yok olup gideceklerini söylüyordu.  Risale-i Nur hizmeti, medreselerin gerekliliğinin kanıtıdır. Üstad bunun için İstanbul’a gitmiştir. Klasik medreselerin zamana göre yenilenmiş hali olan Medresetüzzehra  üniversitesini  istemiştir Kürdistan bölgesine.

Bu medreseler sadece erkek talebelere mi yönelikti, bayan hizmeti yok muydu ?

Medreseler erkek talebelere yönelikti. Bayanlar genellikle kendi ailesinin yanında eğitim alıyordu. Bu şekilde eğitim alıp icazet alıp alim olanlarda vardır. Müderris olanlar da vardı. Perde arkasından ders verenler olmuş. Resmi olmadığı için Kürtler bu konuda geri kalmışlardır. İnsanlar kendi çabaları ile bu  kurumları devam ettiriyorlardı. Devlet desteği yoktu. Bundan dolayı bayan ve erkeklere ayrı medrese ve hoca imkanı yoktu.

Medreselerdeki müderris ve talebelerin geçimleri nasıl sağlanıyordu?

Aslında bu kurumların tam olarak bir geliri yoktu. Halkın desteği ile geçimlerini yapıyorlardı.  Örneğin   köyün ağası veya beyi desteklerdi. Yada yörenin insanları zekatlarını buralara verirdi.  Feqîler hergün evleri dolaşır, her ev bir ekmek verirdi. Bu uygulama kısmen devam etmektedir ve Kürtlere has bir özelliktir. Diğer milletlerde örneğini görmek mümkün değil.

Kürt medreselerinin İslam alemindeki yeri ve  dine hizmetleri ne olmuştur?

Kürt Medreseleri, islama çok büyük hizmetler yapmışlar ve yapmaya devam ediyorlar. Bu medreselerden çıkan insanlar tarih boyunca çok önemli içtimai ve siyasi rol üstlenmişler. Osmanlı döneminde Şeyhülislamlık  görevinde bulunanlar var. İslam aleminde Kürt medreseleri bir değerdir. Buralarda çıkan alimler üzerine bir çok kitaplar yazılmıştır. Sayıları binlerle ifade ediliyor.  Fakat bugün bu medreseler mahalli kalmışlardır. Bütün İslam alemine hitap edecek konumda değildirler. Resmiyette bir geçerlilikleri olmadığından dolayı talep azalıyor. İcazetleri kabul edilmiyor.  Şu anda buralarda tahsil gören talebeler açık öğretim sınavlarına teşvik ediliyor, resmi kurumlara geçmeleri için.

Bu medreselerin Kürt  Dili ve kültürüne ne gibi katkıları ve hizmetleri oldu?

Kürt medreseleri, Kürt dilini ve kültürünü muhafaza etmişlerdir. Kürt dilinin korunmasının en önemli sebeplerinden birisi de medreselerdir.  Okudukları ilimlerin hepsini kendi dillerine tercüme etmişler.  Genelde okutulan kitaplar Arapça ama ders Kürtçe veriliyordu.  Bu milletin asimile olmasına engel oldular.  Kuzey Afrika ülkeleri Müslüman olduktan sonra Arapça okuyup yazdılar. Bu yüzden şimdi hepsi Araplaştılar. Kürtler öyle yapmadılar ve kendilerini muhafaza ettiler. Kürtçe eserler verdiler, dillerini korudular.

Bilindiği üzere cumhuriyetten sonra medreseler yasaklandı.  Kürt bölgeleri haricinde hemen hemen her yerde medreseler ortadan kalktı. Fakat gayri resmi olarak bu bölgede medreseler varlıklarına devam ettiler. Bu durumu nasıl açıklıyorsunuz?

Kürtlerin inançlarıyla ilgili bir konu. Bunun yanında Kürt medreseleri resmi olmadığı için gizliden devam ettiler. Diğerleri genel olarak resmi olduğu için kapandılar. Maalesef yerine yenileri yapılmadı, sisteme entegre oldular. Bizim bölgede yasak olmasına rağmen hocalar gizlice devam ettiler. Bu durum sadece bu bölgeye has kaldı.

Medreselerin sisteme bakışı nasıldı?

Medreseler,  Osmanlı döneminden beri sistem dışı bir hareket halinde devam ettiler. Gayrı resmi kurumlardı. Yönetimle çatışma halinde değildiler. Bu medreseler manevi yerler olduğundan dolayı devletle aralarında huzursuzluk çıkmıyordu  ama eğitimleri de bağımsızdı.

Yeri gelmişken son zamanlarda medrese hocalarının resmi hale getirilerek maaşa bağlanması ne anlama geliyor sizce?

Devlet bu medreseleri kendi kontrolü altına almak istiyor. Dini kontrol amaçlıdır. Devletin söylediklerinden başka bir şey demesinler istiyorlar. Bunun için de maaşa bağlıyorlar. Din adamlarının  cumhuriyetle barışık olmasını  amaçlıyorlar. İran devrimden sonra İran Şahı giderken diyor ki; “Atatürk çok akıllı bir adamdı, bütün hocaları maaşa bağlayarak kontrol altında tuttu ama ben öyle yapmadım. Şimdi onlar bana karşı devrim yaptılar.” Bana göre dine hizmet amaçlı değildir, siyasidir.

Peki bugünün ilahiyat camiası hakkında ne düşünüyorsunuz ve yeterli buluyor musunuz ?

İlahiyat Fakülteleri hakkıyla görevlerini yerine getirirseler medreselerden daha fazla bugünün ihtiyaçlarına cevap vereceklerdir.  Dünyaya yönelik bazı ilimler okunuyor. Ama günlük ihtiyaçları karşılayacak düzeyde değil.. İlahiyattan mezun olan öğrencilerin birçoğu Arapça bilmiyor. Medreselerden çıkıp ilahiyata giden öğrenciler daha başarılı oluyor.  Karma eğitim olması zaten başlı başına yanlış bir uygulama. İslam bayan eğitimine karşı değildir, ancak mümkünse ayrı ayrı yerlerde okullarının olması daha doğru olacaktır.

Ehmedê Xanî, Melayê cizirî, Feqîyê Teyran’ın Kürt medrese geleneğindeki yeri ve önemi nedir?

Bu zatların özellikle edebiyat açısından çok katkıları olmuştur. Yazdıkları eserlerle Kürt dilinin korunmasına katkıda bulunmuşlar. Dindar bir kimliğe sahip olmalarının yanında dillerine de sahip çıkmışlardır.  Fakat bu insanlar yaşadıkları zamanda pek fazla anlaşılmamışlardır. İlim açısından çok iyi bir seviyedeydiler. O zaman, Kürtler arasında onları anlayan çıkmamış. Medreselerde dersler vermişler, dünyanın gidişatını  anlamışlar. Kürt milletinin geride kaldıklarını söylüyorlardı ama ellerinden bir şey gelmiyordu. Bu dertlerini şiir olarak kitaplara yazdılar. Bugün onları okuyup anlıyoruz ama biraz geç kalmışız.

Seyda, son olarak barış süreci hakkında ne düşündüğünüzü merak ediyoruz? Ayrıca medreselerin barışa nasıl bir katkısı olabilir?

Barış Allahın emridir. Bir millet kendisine saldırılmadıkça  başkalarına hücum etmemeli. İslamiyet başka milletlere hücum etmek için emir vermiyor. Peygamber efendimizin savaşlarının çoğu savunma amaçlıdır. Barış güzel bir duygudur. Fakat içinde aldatma olmamalıdır. Gerçek manada barış isteniliyorsa hak ve hukukun tanınması gerekir. Hepimiz barış istiyoruz ve taraftarıyız. Barış masasında aldatanlar belki bu dünyada kazanır ama ahirette kaybederler. Gerçek kardeşlik Allahın dediği gibi olmalı. Biz kardeşliğin manasını tarifini maalesef bilmiyoruz. Kardeşlik her konuda hakta, hukukta, dinde, ekonomide, siyasette eşit olmak demektir. Biz dilimizle kardeşiz diyoruz ama uygulamada gereğini yapmıyoruz. Peygamber efendimiz ;  “insanlar tarağın dişleri gibidir’’ der. Müslüman kardeşinden üstün olamaz. Üstünlük takvadadır. İnsan dili, kimliği ve ırkı ile üstün olmaz. Allahu Teala bize sayısız nimetler vermiştir. Müslümanlar olarak aklımızı başımıza almalıyız. Birbirimizle uğraşırken yabancılar her şeyimizi alıyor. Bunun vebali büyüktür. Müslümanlar paylaşmayı bilmiyor.  Maalesef Müslümanlar birbirleriyle savaşıyor. İslam’da, müslümanın müslümana karşı cihat etmesi diye bir şey yoktur. Cihat harbi olan gayrımüslümlere karşı yapılır. Şimdi cihad adı altında yapılanların çoğu, bir fitnedir. Cihat Allahın dinini yüceltmedir. Kılıçla olan cihatların zamanı değildir üstadın dediği gibi. Bugün ki cihat ilimle olur. Öldürmeye gerek yok ikna yolunu gitmek gerek. Allahtan ricamız, Müslümanlar arasındaki bu fitnenin bir an önce son bulmasıdır. Sahip olduklarımız hepimize yeterlidir. Yeterki paylaşmasını bilelim.

Yorumlar

yusuf eyyüp - 16-11-2013 - 18:55:11

SİZİ TEBRİK EDİYORUM SEYDA
ömer - 02-11-2013 - 08:08:44
dıl
Her hebi seyda xwedê kêmasiya te neke
Sizde yorum yazmak için tıklayınız.

İlgili Başlıklar

Arşiv Arama

İlhamın Mihrabında


Ey “sadık ahmak” ıtlakına masadak biçare ulemâü’s-sû’ veya meczup, akılsız, cahil sufiler! Hakikat-i kâinat içinde kökü yerleşmiş ve hakaik-i kâinata kökler salmış olan şecere-i tûbâ-i İslâmiyet,mevhu

Sername

Siyasalın İhlası
Bu denemenin ilgilendiği alan, özellikle dinî cemaatleşmelerin iktidar unsurlarıyla ilişkilenme tarzından türeyen siyasallığın ihlasının nasıllığıdır.

En Çok Okunanlar

Yorum Platformu

Ubeyd Kudat
Münazarat Penceresinden Devlet

İktibas

Sizden Gelenler

 
ZEHRA.COM.TR
Tüm hakları saklıdır 2013 ®
Kaynak gösterilmeden ve izinsiz alıntı yapılamaz.

Yazılım : Networkbil.net