Ana Sayfa - Hakımızda - İletişim

E-kitap

Nemrut Ve Kommagene Krallığı
Dünyanın sekizinci harikası olarak kabul edilen Nemrut Dağı’nın keşif hikâyesini ‘Nemrut Dağı’nın Zirvesinde Tanrıların Tahtı’ adlı kitabında Alman Arkeolog F.Karl Dörner anlatır. Dörner ilk olarak 1938 yılında Nemrut Dağı’na gider ve arkeolojik çalışmalarda bulunur. ...

e-kitabı indirmek için tıklayınız»

 

Kitabın İçinden İlk Bölüm: Nemrut Dağı’nın Keşfi

Dünyanın sekizinci harikası olarak kabul edilen Nemrut Dağı’nın keşif hikâyesini ‘Nemrut Dağı’nın Zirvesinde Tanrıların Tahtı’ adlı kitabında Alman Arkeolog F.Karl Dörner anlatır. Dörner ilk olarak 1938 yılında Nemrut Dağı’na gider ve arkeolojik çalışmalarda bulunur.

 Dağdaki tanrı heykellerini ilk keşfeden 1880’den önce Diyarbakır vilayetinde yol güzergâhı belirleyen bir firmada başmühendis olarak çalışan Alman Karl Sester’dir. Sester, çalıştığı coğrafya hakkında detaylı bilgiler edinmeye çalışır. Bulunduğu bölgenin her yerinden görünen Nemrut Dağı ilgisini çeker. Çalışmaları sırasında yerli halktan biri zirvedeki devasa heykellerden söz eder. Sester adamla birlikte dağa tırmanır. Gördüğü muhteşem tümülüsü ve çevresindeki heykelleri İstanbul Alman Büyükelçiliği’ne bir mektupla bildirir. Ancak herhangi bir cevap alamaz. Sester işin peşini bırakmaz, alman Konsolosluğu’na şahsen başvurur. Bu azimli çalışmanın sonunda Berlin Akademisi’nin sağladığı parayla, akademide burslu genç bilim adamı Otto Puchstein ile birlikte Nemrut Dağı’na gitmek için yola çıkar.

 Almanya’dan yola çıkan Karl Sester ve Otto Puchstein’ın ilk durağı Mısır’ın İskenderiye Limanı’dır. Bundan sonraki deniz yolculuğuna İskenderun Limanı’na kadar devam eder. Buradan hayvan sırtında bir hafta süren zorlu bir yolculuktan sonra Gaziantep’e ulaşırlar. Gaziantep’ten sonra yönlerini Fırat Nehri’ne doğru çevirirler. Bahar aylarında yapılan yolculuk boyunca coşkun akan derelerden bin bir güçlükle geçip, sonunda Adıyaman’ın Eski Kahta Köyü’ne ulaşırlar. Buralarda görünen 2.150 metre yükseklikteki Nemrut Dağı’na yaklaştıkça genç bilim adamının heyecanı artar. Çünkü eski uygarlıkların hiçbirinde Sester’in rapor ettiği Nemrut Dağı’ndaki devasa heykellerin varlığından söz edilmemişti. Daha doğrusu arkeoloji dünyası Kommagene Medeniyeti’nden habersizdi. Ta ki Puchstein’ın keşfine kadar. Üç ay süren bu yolculuğun sonunda Puchstein anılarında bu muhteşem mabedin karşısında büyülendiğini yazar. Kommagene Uygarlığı’da bu keşifle birlikte gün ışığına çıkar.

Yorumlar

Hiç yorum eklenmemiş. Tıkla ! İlk ekleyen sen ol ...

İlgili Başlıklar

Arşiv Arama

İlhamın Mihrabında


Ey “sadık ahmak” ıtlakına masadak biçare ulemâü’s-sû’ veya meczup, akılsız, cahil sufiler! Hakikat-i kâinat içinde kökü yerleşmiş ve hakaik-i kâinata kökler salmış olan şecere-i tûbâ-i İslâmiyet,mevhu

Sername

Siyasalın İhlası
Bu denemenin ilgilendiği alan, özellikle dinî cemaatleşmelerin iktidar unsurlarıyla ilişkilenme tarzından türeyen siyasallığın ihlasının nasıllığıdır.

En Çok Okunanlar

Yorum Platformu

Ubeyd Kudat
Münazarat Penceresinden Devlet

İktibas

Sizden Gelenler

 
ZEHRA.COM.TR
Tüm hakları saklıdır 2013 ®
Kaynak gösterilmeden ve izinsiz alıntı yapılamaz.

Yazılım : Networkbil.net