Ana Sayfa - Hakımızda - İletişim

Risale-i Nur Notları

Otuz Birinci Söz'de Mirac
Mirac, Zat-ı Ahmediye'nin(a.s.m), cüziyetten çıkıp bütün mevcudatı aşarak, külliyet mertebelerinde yetmiş bin perde tabir olunan esma ve sıfat berzahlarını geçerek, ehadiyet ile Zat-ı Zülcelal'in kelamına ve rüyetine mazhariyetidir. ...

Mirac için söylenecek her söz, yazılacak her yazı kendi içinde bir nevi miracı gerektirir. Burada mevzubahis metin, bu urucu yaşamış bir kalp ve aklın telifi olan Risale-i Nur'un, İsra ve Necm ayetlerini tefsir eden Otuz Birinci Söz'üdür. Mirac-ı Nebeviyeye dair olan bu Söz'ün iddiası "kemalat-ı Ahmediyenin cemaline ayine" olmaktır.
 
Miracı en ufak bir tereddüde yer vermeyecek biçimde "mana" düzlemine taşıyan 31. Söz'ün asıl muhatabları, "vesveseli müminlerdir." Müellif, eserin girizgahında, "Allah'ı bilmeyen, Peygamberi tanımayan ve melaikeyi kabul etmeyen veya semavatın vücudunu inkar eden adamlara miracdan bahsedilemez" uyarısı yaparken diyalektik münkirciliğin ürettiği soruları da cevapsız bırakmamıştır.
 
Söz'ün anlaşılabilmesi, miracla alakalı belli bir kavram bilgisine ve ön kabule muhtaçtır. "Kab-ı Kavseyn", "akrebiyet-i ilahiyenin inkişafı", "incizap", "berzah-ı esma ve sıfat", "tecelli" ve "yetmiş bin hicap" gibi kavramlar okuyucunun zihninde yeterli berraklığa kavuşmadan eserin uzandığı boyutları keşfetmek olanaksızdır.
 
Otuz Birinci Söz, miracı dört kategoride inceler. Bu kategoriler; gerekliliğinin sırrı, hakikatinin dayanakları, ortaya çıkardığı hikmet ve insanlığa sunduğu neticelerdir. Aklı zorlayan sorular eşliğinde ele alınan konu, zihni toparlamak için özetleyici cümlelere sığdırılır. Kendi içinde onlarca şıkka bölünerek anlatılan miracın boyutları, "zat-ı Ahmediyenin (a.s.m) meratib-i kemalatta seyr u sülukundan ibarettir" gibi icazlı ifadelerle toparlanır.
 
Şüphesiz, mirac'ın mahiyeti ve hakikati, yeryüzü kıstaslarıyla ölçülmez. Ancak 31. Söz, yer yer bu ölçütlerden hareketle meseleyi akla yaklaştırmakta ve kalbi tatmine zorlamaktadır. 
 
Hiçbir fiziksel tarifin miracı tam olarak kapsayamaması olayın mucizeliğinden kaynaklanmaktadır. Ancak bu olağandışılıkta, peygamberlere has mucize yasası boyut değiştirmekte ve bu kez mucize Mekkelilere değil meleklere gösterilmektedir. Bir başka ifadeyle fiziki olan, metafizik evrenlerin tüm boyutlarının üzerine çıkarılıp dolaştırılmaktadır. Küre ehline gösterilen mucizeler, nübuvvetin risalet kanadını ispatlamaya dönükken mirac'da nübuvvetin velayet yönü ön plana çıkmaktadır. "Mirac, âlem-i melekûttaki melâike ve ruhaniyata karşı bir mucize-i kübra-yı Ahmediyedir ki, nübüvvetinin velâyeti bu keramet-i bâhire ile isbat edilmiştir ve o parlak zat, berk ve kamer gibi melekûtta şulefeşan olmuştur." (Şuaat)
 
Olayda sadece semavat koordinatlarının tarifi önümüze aşılması imkansız bir zorluk çıkarmamaktadır. Bir sonlunun sonsuzla görüşmesi, mutlak mücerred olan sonsuzun zati tecellisi, her şeye her şeyden yakın olana fikr-i beşerin ulaşamadığı yükselişin tarifi de en az mülki ve melekuti koordinatları anlamak kadar güçtür. Otuz Birinci Söz, tüm bu akli zorlamalara rağmen, meselenin elverdiği akliliği evren-bilimle belli bir ölçüde senteze kavuşturarak açıklamayı ihmal etmemiştir. Ancak risale, miracın gerçek boyutlarını açıklamada vahiy ve kalp kuşağını baz almıştır. 
 
Söz, sure-i İsra'da geçen Mescid-i Haram'dan Mescid-i Aksa'ya yürüyüşü "seyr-i umumi"; sure-i Necm'de yer alan Sidret'ül Münteha'ya ve Kab-ı Kavseyn'e varışı "uruc-u külli" diye nitelemiştir. Külliyet ve umumiyet kesbeden bu yürütülüşün ve yükseltilişin gerekçesi ise risalenin girişinde yer alan ayetlerden ilham almaktadır. Kur'an, İsra'nın illetini "ayetlerimizden bir kısmını kendisine göstermek için" ayetine bağlarken, Kab-ı Kavseyn'de gerçekleşeni, "andolsun ki o Rabbinin en büyük ayetlerini gördü" diyerek açıklamaktadır.
 
Otuz Birinci Söz'e göre meselenin özeti şudur:
"Mirac, Zat-ı Ahmediye'nin(a.s.m), cüziyetten çıkıp bütün mevcudatı aşarak, külliyet mertebelerinde yetmiş bin perde tabir olunan esma ve sıfat berzahlarını geçerek, ehadiyet ile Zat-ı Zülcelal'in kelamına ve rüyetine mazhariyetidir. İşte mirac budur."   

Yorumlar

suat yılmaz - 03-07-2017 - 20:07:25

Teşekkürler...
Sizde yorum yazmak için tıklayınız.

İlgili Başlıklar

Arşiv Arama

İlhamın Mihrabında

Bazen zayıf, zalim olur
Ye’s ile su’-i zandan za’f-ı kalb neş’et eder.

Sername

Siyasalın İhlası
Bu denemenin ilgilendiği alan, özellikle dinî cemaatleşmelerin iktidar unsurlarıyla ilişkilenme tarzından türeyen siyasallığın ihlasının nasıllığıdır.

En Çok Okunanlar

Yorum Platformu

Ubeyd Kudat
Münazarat Penceresinden Devlet

İktibas

Sizden Gelenler

 

Tüm hakları saklıdır 2013 ®
Kaynak gösterilmeden ve izinsiz alıntı yapılamaz.

Yazılım : Networkbil.net