Ana Sayfa - Hakımızda - İletişim

Risale-i Nur Basımında Yeni Süreç
Risale-i Nur’u tahrifsiz biçimde yayımlayıp okutan her girişim takdire şayan olmalıdır ...

 

Üstad Bediüzzaman’ın eserleri üzerindeki hak sahipliği tartışması, Bakanlar Kurulu kararının bu hakkı Diyanet İşleri Başkanlığına tanımasıyla yeni bir evreye taşındı. Tartışma noktası, herhangi bir devlet kurumunun Risale-i Nur külliyatını basma hakkı olup olmadığı değildir. Risale-i Nur’u tahrifsiz biçimde yayımlayıp okutan her girişim takdire şayan olmalıdır.

Üstad Bediüzzaman’ın,  Risale-i Nur neşrinde farklı resmi ve sivil çevrelere çağrıda bulunduğu bilinmektedir. Bu çağrıların amacı genelde cumhuriyetin yasaklayıcı tavrını aşmak ve eserlerin ilmî çevrelerde intişarını sağlamaktır. Said-i Nursi’nin bu duyarlılığının altında, yüksek bir ilmi kıymete haiz eserlerin tashihi, çevirileri, korunması ve neşri gibi vazifelerde ulemaya duyduğu ihtiyaç da vardır. Bu konuda muhatap, bazen, ehven-ü şer çizgisinde gördüğü diyanet riyasetindeki yetkin ulema bazen de Risale-i Nur'un medrese mahsulü olduğundan bahisle medreseden çıkan ulemadır.

Risale-i Nur'un basım geleneği, siyasi baskılar, sahiplenenlerin maslahatçı yaklaşımları ve metinlerin ilmi disiplin içinde korunması gibi teknik konulardaki yetersizlikler yüzünden bugüne belli tartışmalarla birlikte gelmiştir. Kimi sansür ve tahrifat girişimlerine sahne olan bu süreç, bugünlerde tam da bir özeleştiri ve yüzleşmeyi gerektirirken maalesef mesullerin tercihi risale basımını iktidar üzerinden yeniden dizayn etmek olmuştur.

Gelinen noktada ortaya çıkan tartışma konusu, diyanetin müellif yerine konuluşu ve neşrettirme yetkisine kanun yoluyla haiz kılınışıdır. Bu karar, var olagelen tartışmaları sonlandırmaya yeter mi? Eserlerin neşrettirme yetkisinin devletleştirilmesi anlamına gelen bu gelişme, müellifin mefkure ve vasiyetlerine mutabık mıdır? Özellikle tahrifatla ilgili problemler çözülür mü? Diyanet, Risale-i Nur neşriyatçılığında yaşanan tarihsel ayrışmalarda nasıl bir yol izleyecek? Diyanet veya Diyanetten alınan izin ve yetki çerçevesinde bu hakkı kullanacak olan yayınevleri, kararda yer alan “…eserlerin aslına uygun olma koşulunu…” hangi kıstaslara göre gerçekleştirecekler? Özellikle Eski Said dönemi eserlerinin matbu nüshaları basılacak mı? El yazma nüshalardan hangisi esas alınacak? Tüm bu sorular her uygulamada diyanetin karşısına çıkacaktır. Sürecin bu tarz sorulara açık olması belli bir kırılganlığa işaret etmektedir. Bu noktada ortaya çıkan en önemli sorun diyanetin kırılganlığı hangi yöntemle aşacağı meselesidir.

Konuya sadece Risale-i Nur’un metinsel güvenirliliğinin yasal çerçevesi açısından bakılmamalıdır. Seküler olan Türkiye devletinin din meselesine tarihsel yaklaşımındaki problemlerin nasıl bir niteliksel değişimden geçtiği de sorgulanmalıdır. Cumhuriyet dönemi boyunca sicili çok da temiz olmayan diyanet kurumunun böylesi bir hakkın öznesi olarak belirlenmesi, devletçi bir refleksle hemen meşrulaştırılamaz. Ayrıca bu yetkinin Diyanet İşleri Başkanlığın’a aktarılmasını Üstad Bediüzzaman’ın vasiyetine dayandırmak imkansızdır. Daha işin başında Resmi gazetede yayımlanan kararda, kemalist rejimin harf, kıyafet, soyadı gibi sembolik devrimlerine karşı çıktığı bilinen Bediüzzaman Said-i Nursi’nin “Okur” soyadıyla zikredilmesi gelecek uygulamaların yeni tartışmalar başlatabileceğini ima etmektedir.     

Bugün entelektüel camia, diyanet kurumunun özerkleştirilmesi, küçültülmesi, ötekileştirici vasfından sıyrılması hatta lağvedilip dini alanın tamamen cemaatlere bırakılmasını tartışırken cemaatlerin kendi aralarındaki ilmi, fikri sorunları devletle çözmeye çalışması talihsizliktir. Herhangi bir meşrep mülahazasına kapılmadan, koşullara en uygun seçeneğin, birçok açıdan özgün olan bu eserlerin aslına uygun biçimde serbest neşriyatı olduğu söylenmelidir. En azından yayınevleri arasında bir ortaklaşmaya varmadan serbest neşriyatın kısıtlanması, her biri Risale-i Nur hizmetleri açısından bir geleneğe dönüşen nur ekollerini resmen dizayn etme çabası olarak algılanacaktır.

Yorumlar

Hasan Kara - 27-12-2014 - 21:54:34
nurun futuhatı devam ediyor
Bence diyanet ustadimizin tashih ettiği nüshalardan basim yapmalı ta kimi zaaf ve endiselerden dolayi basilmayan veya nüsha farkı var denilen bölümler ortadan kalksın Allah kendi rizasina uygun hareket edenlere yardımcı olsun Inşallah ömrümüz olurda Risalelerin okullarımızda ders olarak okutuldugunu da görürüz. Zira çocuklarımızın ve gençlerimizin ciddi ihtiyacı var nurun hakikatlerine
isa - 27-12-2014 - 15:09:24
risale
Değerli kardeşler, üstadın istediği elbetteki risalelerin kim tarafından basıldığı değil de nasıl basıldığıdır. üsdatın tek derdi risalelerin aslına uygun tarzda basılmasıdır. Diyanet işleri başkanı Ahmet Hamdi AKSEKİ'ye yazılan mektup ta bunun somut delilidir.ancak, yanılmamamız gereken nokta şudur: son bakanlar kurulu kararı ile risalelerin tek sahibi Diyanet yapılmıştır. risalelerin basılma işi diyanetin ve dolayısı ile devletin tekeline bırakılmıştır. bu üstadın da hararetle karşı çıkacağı bir mantıktır. bunu normal göstermek doğru değildir.
ahmet akyıldız - 14-12-2014 - 17:01:33
yeter artık
zehra vakfından rica eriyorum. artık sessiz kalmayın. risaleleri değiştiren ve yıkanmaya hazır nesilin beynyinin yıkanmasına göz yummayın ve müsade etmeyin . sizdeki tüm belgeleri yasal yollardan ve bilir kişiler tarafından diyanete yetiştirelim ne olur. eski eserler,değiştirilen kelimeler, rusya esaretinden kaçarken pasaporttaki fotoğrafı vs... allah için, peygamber hatırı için, ustad için ve izzettin abe için...
kandil - 11-12-2014 - 15:56:08
Bu fırsat kaçmaz!..
Bence bu yeni süreç, yıllardır Risalelerin orijinallerini basan Zehra Yayıncılık için büyük bir fırsat!.. Acizane tavsiyem; Zehra Yayıncılık yetkilileri hemen Diyanet'teki ilgililerle irtibata geçip, onlara orijinal belgeleri, mahkeme kararları ile değiştirilen parçaları vs. göstermeliler. Kamuoyunda da bununla ilgili, kimseye sataşmadan, müsbet bir tartışma başlatıp Diyanet'i orijinal belgeleri tesbit konusunda baskı altında tutmalılar. Hayrat Neşriyat'ın yıllardır çilesini çektiği Osmanlıca öğrenme/öğretme işini şimdi fırsata çevirmesi gibi, Zehra da çilesini çektiği orijinal risale basma hizmetini mutlu sona kavuşturmalıdır.
Sizde yorum yazmak için tıklayınız.

İlgili Başlıklar

Arşiv Arama

İlhamın Mihrabında


Ey “sadık ahmak” ıtlakına masadak biçare ulemâü’s-sû’ veya meczup, akılsız, cahil sufiler! Hakikat-i kâinat içinde kökü yerleşmiş ve hakaik-i kâinata kökler salmış olan şecere-i tûbâ-i İslâmiyet,mevhu

Sername

Siyasalın İhlası
Bu denemenin ilgilendiği alan, özellikle dinî cemaatleşmelerin iktidar unsurlarıyla ilişkilenme tarzından türeyen siyasallığın ihlasının nasıllığıdır.

En Çok Okunanlar

Yorum Platformu

Ubeyd Kudat
Münazarat Penceresinden Devlet

İktibas

Sizden Gelenler

 
ZEHRA.COM.TR
Tüm hakları saklıdır 2013 ®
Kaynak gösterilmeden ve izinsiz alıntı yapılamaz.

Yazılım : Networkbil.net