Ana Sayfa - Hakımızda - İletişim

Düşünce & Kuram

Şahsiyet
Bediüzzaman bu organizeli yapının temel dinamiklerini Peygamberin sahabeler de oluşturduğu Haliliye, Tesanüd, Tefanni ve İsar hasletinden yararlanarak oluşturur. ...

 

Allah  “Hani rabbin meleklere, "Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım" de­mişti. Onlar, "Biz seni eksiksiz bilirken ve durmadan övgü ile tenzih ederken orada fesat çıkaracak ve kan dökecek birini mi yaratacaksın?" dediler. Allah "Şüphe yok ki, ben sizin bilmediklerinizi bilirim" buyurdu”(Bakara 30)  Hz. Âdem’e karşı kibirlenen şeytanın isyanı insanın şahsiyetine karşı olan bir isyandır. Çünkü Allah “Âdem'e bütün isimleri öğretti. Sonra bunları meleklere gösterip "Sözünüzde doğru iseniz şunların isimlerini bana söyleyin" dedi.  "Seni tenzih ederiz! Bize öğ­rettiğinden başka hiçbir bilgimiz yoktur. En kâmil ilim ve hikmet sahibi şüp­hesiz sensin" cevabını verdiler. (Bakara 31-32)

Âdem (a.s) isimler öğrenmişti. Bu ona bir üstünlük verecekti. Bunu fark eden şeytan “… direndi, büyüklendi ve kâfirlerden oldu. (Bakara34)”  Tek halife olan cinnilere yeni bir imtihan kapısı açıldı. Yeni bir ortak ve kıyaslanma başlayacaktı. Bunu hazmedemeyen şeytan lanetlendi ve huzurdan kovuldu. Ve and içti tek hedefi insanın şahsiyetine saldırı olacaktı. Sonra elbette onlara önlerinden, arkalarından, sağlarından, sollarından so­kulacağım ve sen onların çoklarını şükredenlerden bulmayacaksın.(A’raf 17) dedi. Ahsen-i takvim suretinde yaratılan insanı insan olma erdeminden uzaklaştırıp aşağılık bir hayvana dönüştürecekti. Kul olma vasıflarını elinden alıp amaçsız hedefsiz bir yaratık yapacaktı. Halife olma şahsiyetini şeytan cazibedar oyunlarıyla yok edecekti.

Mana olarak Şahsiyet: 1. Bir ferdin kendine has görü­nüş, duyuş, düşünüş ve davranışlarının tama­mı, şahsî varlık, kişilik, Şahsiyet, 2. Değerli, ka­bul gören kimse.3. Sanatkârın eserine yansı­yan kendine has hususiyet.  Nurettin Topçu şahsiyeti şöyle ifade eder. “İnsanın kendi benliğinin farkında olması ve ona bağlı bütün hareketler üzerinde hürriye­te sahip bulunmasıdır.” Nuray Senemoğlu’na göre ise Kişilik başkalarından ayıran; bireyin doğuştan getirdiği ve sonradan kazandığı özeliklerin bir bütünüdür. (Gelişim öğrenme ve Öğretim Pegem A yay. sh. 72)

Şeytanın Yüzyıllarca Şahsiyeti hedef alan çalışmalarını Allah Peygamberler yollayarak izale etmiştir. Ve en doruk şahsiyet Projesi Hz Peygamberle hayata geçmiştir. Kimliksizleşen ve en dib medeniyet olan Arap kabilesine bir nazarı peygamber birden bire kalb eder. O “sahralarda, o çöllerde âdetlerini muhafazada pek mutaassıp ve asabiyetlerinde fevkalâde inatçı ve kasavet-i kalb ve merhametsizlikte emsalsiz ve hatta diri diri kızlarını toprağa gömüp öldürürlerken müteessir bile olmayan pek çok vahşi kavimler oturmakta idiler. O zat-ı nuranî, kısa bir zamanda o kavimlerin ahlâk-ı seyyielerini kaldırarak ahlâk-ı hasene ile tebdil ettirdi. Hatta, o zat-ı mürşidin (a.s.m.) telkin ettiği iman nuru sayesinde o vahşi insanlar, insan âleminde insanlara muallim oldular. Ve medeniyet dünyasında, medenilere üstad oldular.” (Bediüzzaman Said Nursi, Mesnevi-i Nuriye, Zehra Yay. İst.2006 s, 30) Peygamberlerin inşasında rol aldığı şahsiyet Projesi asrısaadete en doruk noktaya ulaşır. Peygamber(a.s) kimlikleri olduğu gibi kabul etmiş ve herkesi fıtratına göre yüceltmiştir. Hz Ömer’i Hz. Ebubekir’e benzetmemiştir. Koyun postunu aslana, aslan postunu koyuna giydirmemiştir. Peygamber(a.s) Mümin mümine karşı birbirine kenetlenmiş binalar gibidir. (Buhari, Salat, 88; Müslim, Birr, 65) der. Peygamber bütün ashabını İslam’ın şahsi manevisinde toplar. Ve yıldızlaşan sahabeler, isar hasleti ile peygamberlerden sonra en makbul topluluk olurlar.

Ta ki Emevilerin İktidarına kadar bu doruk nokta devam etmiştir. Emevilerin yanlış politikaları sonucu Şahs-i Manevide çözülmeler başlar. Bunun sonucu olarak İslam âleminde önü alınmaz tahribatlar meydana gelir. Bu bin yıllık tahribatın oluşturduğu buhranı Bediüzzaman Risale-i Nurlar ile tedavi etmeye çalışır. Bir nakkaş inceliğinde yeniden başlar insanın şahsiyetini inşa etmeye. İman hakikatlarıyla yola çıkan Bediüzzaman Peygamberin ilk dönemine giderek ve yeniden başlar inşaya. Kimliksizleştirilen toplumu şahsi manevi etrafında toplamaya çalışır. Ve yeniden toplu mücadeleyi başlatır şeytana karşı. Fert ne kadar da deha olursa olsun bu cazibedar fitneye karşı çıkamayacağını gayet iyi bilmektedir. Ve bu zamanın cemaat zamanı olduğunu ilan ederek bireyselliği kenara atılmasını sağlar. Bilmektedir ki Düşmanımız olan şeytan organizeli bir şekilde bize saldırmakta ve bu saldırılara karşı ancak organizeli yapı karşı durabilir. Bediüzzaman bu organizeli  yapının temel dinamiklerini Peygamberin sahabeler de oluşturduğu Haliliye, Tesanüd, Tefanni (kardeşinde yok olmak) ve İsar hasletinden (Kendi nefsinden ziyade kardeşinin nefsini düşünmek) yararlanarak oluşturur. Müslümanları Adeta bir fabrikanın çarkları hükmüne getirip bir birine rekabet etmeyen aksine bir birine destek veren bir yapıya kavuşturdu. Aynı hedefe kilitlenenler başarılı olur sırrınca zihinleri aynı hedefe doğru çevirdi. Kimlikli bir Kul olmaya…

 

Yorumlar

suat yılmaz - 21-12-2015 - 22:19:15
Şahsiyetli olmayanlar şahıslarda boğulur,
Müslüman Şahsiyetli olmalıdır. Mü'min şahsiyetli olmazsa davasında yalancılık ediyordur. Kendini kimseye inandıramaz, islam ilerleyemez. Şahsiyetli olmayanlar şahıslarda boğulur, şahsiyetini bulamaz. O halde en mühim iş 'Şahsiyetli bir mümin olabilmektir'
Sizde yorum yazmak için tıklayınız.

İlgili Başlıklar

Arşiv Arama

İlhamın Mihrabında

Bazen zayıf, zalim olur
Ye’s ile su’-i zandan za’f-ı kalb neş’et eder.

Sername

Siyasalın İhlası
Bu denemenin ilgilendiği alan, özellikle dinî cemaatleşmelerin iktidar unsurlarıyla ilişkilenme tarzından türeyen siyasallığın ihlasının nasıllığıdır.

En Çok Okunanlar

Yorum Platformu

Ubeyd Kudat
Münazarat Penceresinden Devlet

İktibas

Sizden Gelenler

 

Tüm hakları saklıdır 2013 ®
Kaynak gösterilmeden ve izinsiz alıntı yapılamaz.

Yazılım : Networkbil.net