Ana Sayfa - Hakımızda - İletişim

Risale-i Nur Notları

Tartışma Hukuku
Tartışma ; fikir ve aksiyon dünyamızda karşılaşmaktan kaçamayacağımız bir olgudur. Bediüzzaman Said Nursi; fıtri olan bu tartışma davranışını, tamamen reddetmek yerine-diğer birçok meselede olduğu gibi- hayra kanalize etmeyi önermektedir. ...

GİRİŞ

Hayatın her bir alanındaki nazar ve fikir farklılığı, değişik boyutlarda tartışma/çatışmayı netice verir. En temel planda ‘eşya’nın tabiatına yerleştirilen zıtlar, münakaşa ve karşı karşıya gelme ile sonuçlanır. Her bir karşılaşma ve etkileşimin ortaya çıkardığı temel öge hukuktur. Tartışmanın da bizzat kendisi, ‘devinim sahası, sevk edici sebepler, nihai maksadı ve beyan tarzı’ gibi bileşenleri itibariyle büründüğü hususiyetler oldukça geniş bir spektruma yayılır. Bununla birlikte bu yazıda genel hatlarıyla bir sınıflamaya gidilmiştir. Temel araştırma eseri olarak alınan Risale-i Nur Külliyatı'nın mevzua dair bölümleri birlikte okunmaya çalışılmıştır. Bu yönüyle eserde mündemiç hakikatin keşfi yolunda küçük bir adım olabilir.

TANIM

Münakaşa/münazaa genel itibariyle karşılıklı sözle çekişmek, bir meseleyi sormayı çok ileri götürmek manalarında kullanılır. Risalelerde genel olarak münakaşa kelimesi ya negatif manada ya da nizasız münakaşa gibi(1) sınırlandırılmış olarak kullanılmıştır. Münakaşa ya gıpta ve hasedden gelir veya haksızlıktan gelir.(2) Üstadın dikkat çektiği bir başka perspektif, Münakaşanın felsefi yada ontolojik esasına dairdir: semanın sükûneti, düzeni ve genişliğiyle beraber nuraniyeti; sema ehlinin, zeminin sakinlerinden farklı olarak gayet derecede itaatkâr olduklarına işaret eder. (3) Semanın genişliği, ehlinin safi ve masum fıtratta oluşu ve nihayet makamlarının sabit oluşu, kendi aralarında münakaşayı mucip şartlardan onları uzaklaştırmıştır. Yeryüzünde zıtların içiçe girmesi, hayır ve şer unsurların birbirine karışmış olması, özünde bu zıtların kıymetlerinin bilinmesi için gereklidir. İmtihan ve dolayısıyla terakkiyat ve tedenniyat bu münakaşa ortamının varlığına borçludur.(4)

Münazara; usulüne uygun yapılan münakaşa, mübahase, müzakere anlamlarında kullanılmaktadır. Risalelerde ‘insaf’ tabiriyle ilişkili bir kullanım yaygındır. Münakaşa, inşikak ve iftiraka sebebiyet verirken; mübahese, fikir alışverişi üslubunda yapılan nizasız konuşmalardır.(5)

NİYET

Her bir amelde olduğu gibi tartışmada da kişiyi bağlayan ve yaptığı işin mahiyetini değiştiren öncelik, niyettir. Nazar ile niyet, mahiyet-i eşyayı tağyir eder. Günahı sevaba, sevabı günaha kalbeder. Evet niyet âdi bir hareketi ibadete çevirir. Ve gösteriş için yapılan bir ibadeti günaha kalbeder.(6)

Hakkı bulmak niyetiyle girilen tartışmalarda eleştiri ve değerlendirmelerimizin ana saiki, hak aşkı ve hakikatin noksanlarımızdan arındırılmış en yalın halini arama arzusu olmalıdır. Bu konuda Selef-i sâlihînin tenkidleri bize en önemli bir misal olacaktır.(7) Tartışmanın bir başka endikasyonu da ‘Sırat-ı müstakim’in üç sacayağından biri olan ‘şecaat’ karakterinin, -dini/dünyevi hukukun korunması ve savunulması için canını feda edebilmeyi- gerektirmesidir.(8)

Fikir çarpışmasının hak ve hakikat namına oluşunun göstergesi; yol ve tarzlarda fikir ayrılığını muhtemel görmekle birlikte maksadda ve esasta ittifakı temel almaktır. Böylece hakikatın her köşesi farklı yöntemlerle aydınlatılmış olur. Fakat fanatizme varan düşmanca bir tutumla ve kendi enaniyeti uğruna şöhret olma arzusuyla yapılan tesadüm-ü efkârdan bârika-i hakikat değil, belki fitne ateşleri çıkar. Çünki, hakikatin keşfinde ittifak edilmemiş, şahsi tatmin öncelenmiştir. Hak namına olmadığı için, nihayetsiz müfritane gider. Kabil-i iltiyam olmayan inşikaklara sebebiyet verir. Hâl-i âlem buna şahiddir.(9)

İDEAL TARTIŞMA

Bediüzzaman Said Nursi, farklı vesilelerle ele aldığı tartışma konusunda ideal tartışma ortamına dair bir çerçeve sunar. Bu çerçeve ‘tartışmada konu, uslup, insaf düsturu, iman hizmetlerinde tartışma ve hadis tartışmaları’ başlıklarıyla incelenebilir

a) Konu

Tartışmanın rengini belirleyen en önemli etken mevzusudur. Her bir mesele üzerinde tartışmak mümkündür. Bediüzzaman, özel olarak imani konuların münakaşa suretinde bahsinin yanlışlığı üzerinde durur.(10) Ahirete taalluk eden işlerde tartışmaya mahal verecek rekabet, gıpta, hased ve kıskançlık olmamalı. Çünkü bu neticelerin sebebi bir tek faydaya/makama birçok elin uzanması, birçok gözün dikilmesidir. Müzahame, münakaşa yoluyla gıptaya ve sonra kıskançlığa döner.(11) Oysa kısıtlı ve geçici dünya şartlarının aksine ahiret menfaatleri ve makamları, rekabete mahal bırakmayacak ve arzuları tam tatmin edecek bir genişliktedir. Bu alandaki ilme dair dakik meseleleri, mizansız mücadele yoluyla ve cemaat içinde bahsetmek caiz değildir. Münakaşa neticesinde umulan netice tiryak iken, zehir olur. Diyenlere, dinleyenlere zarar olur.(12)

b) Uslup

Meselenin hassasiyet ve seyrine uygun bir üslup, niyetin dışa vurumu olarak temayüz eder. Takınılan üslubun bir ayağı, kim adına konuştuğumuzdur. Sadece kendi düşüncelerimizi serdettiğimiz birinci tekil şahıs sıfatıyla yapılan bir tartışmada, alttan almak/susmak ya da hakkından feragat etmek meşru bir tercih olabilir. Bu tutum amel-i salih sayılabilir. Fakat temsil sıfatıyla birinci çoğul şahıs sigasıyla bulunulan bir münazara ortamında, başkalarının hukukuna sadakatin gereği; en ufak bir hakkın dahi gizli kalmaması, hiçbir hatıra feda edilmemesi zorunluluğu vardır. İlk pozisyonun hareket alanının adı fedakârlık ve müsamaha iken, ikinci pozisyonda bunun karşılığı ihanet ve amel-i talihtir.(13)

Tartışmanın ve müzakerenin hak için oluşunun göstergesi, sonuca verdiğimiz tepkidir. Karşı tarafın savunduğu görüşün hakikat olduğu ortaya çıktığında müteessir olmamaktır. Aksine memnun olmak gerekir ki bilmediği bir hakikati öğrenmiş olur. Kendisi nihayette haklı çıksa da hem yeni bir hakikat öğrenmekten mahrum olur hemde gurur tehlikesiyle karşı karşıya kalır(14). Fenn-i Âdâb ve İlm-i Münazara'nın uleması mabeynindeki hakperestlik ve insaf düsturu olan şu: "Eğer bir mes'elenin münazarasında kendi sözünün haklı çıktığına tarafdar olup ve kendi haklı çıktığına sevinse ve hasmının haksız ve yanlış olduğuna memnun olsa, insafsızdır(15). Bu minvalden bakılınca niyetin hulusiyeti nisbetinde neticenin tarafı önemsizleşirken, sorumluluk mercii olarak sadece hakikatı tanımanın yolu açılır.

Tartışmada tutarlılık ve sadakat hakikate olmalıdır. Hakikati her zaman herkes sindiremez. Bununla birlikte hakkın hatırı alidir hiçbir hatıra feda edilmez.(16) Şahısların hukukunu muhafaza etme gayreti ne kadar elzemse, hakikatin hukukunu muhafaza da bir o kadar elzemdir. Bir tarafın, hatta iki tarafın aleyhine de olsa hakikati açığa çıkarma mesuliyetinden kaçınılamaz. Senin üzerine haktır ki: Her söylediğin hak olsun. Fakat her hakkı söylemeğe senin hakkın yoktur. Her dediğin doğru olmalı. Fakat her doğruyu demek doğru değildir. Zira senin gibi niyeti hâlis olmayan bir adam, nasihatı bazan damara dokundurur, aks-ül amel yapar.(17)

c) İnsaf

Risale-i Nur'da muhtelif parçalarda tartışılan ‘tartışmaya dair’ bölümlerin, birlikte ördükleri önemli bir kavram da insaftır. ‘Merhamet ve adalet dairesinde hakikati kabul ve itiraf’ demek olan insaf, tartışma süreci ve nihayetinde elden bırakılmaması gereken bir duruştur.

Bediüzzaman Said-i Nursi, orijinal bir yaklaşımla ve vurgulamayla empatiyi, münazaranın zihin boyutuna taşımıştır. Tartışma sürecinde; hayali bir münazara sahasında ara sıra karşıt görüşün baktığı yerden bakmayı, bir dava vekili olarak müdafaa etmeyi, insafın gereği olarak sayar. Fakat bu tutumun her tartışma için geçerli ve sağlıklı bir metod olmadığı, özellikle ehl-i ilhad ve Avrupa mukallidleriyle yapılan tartışmalarda herkes için uygulanabilir olmayacağı şerhini düşer. (18)

İlmi meselelerde bir tartışma stratejisi olarak; ilmi enaniyete sahip hocalarla münakaşanın faydasızlığına vurguyla birlikte, tartışmayla mukabele etmemeyi tavsiye eder. Kardeşlerim! Çok dikkat ve ihtiyat ediniz. Sakın sakın hocalarla münakaşa etmeyiniz. Mümkün olduğu kadar musalahakârane davranınız, enaniyetlerine dokunmayınız, bid'at tarafdarı da olsa ilişmeyiniz. Karşımızda dehşetli zındıka varken, mübtedilerle uğraşıp onları dinsizlerin tarafına sevketmemek gerektir. Eğer size ilişmek için gönderilmiş hocalara rastgelseniz, mümkün olduğu kadar münazaa kapısını açmayınız. İlim kisvesiyle itirazları, münafıkların ellerinde bir sened olur.(19)

Bu ve benzeri karakterdeki muarızlara karşı müdavele-i efkâr tarzını mühim bir prensip diye belirtir. Müdavele-i efkar ise birbirinin fikirlerinden karşılıklı istifade etmek demektir. Bu vurgu, siyasi istibdada boyun eğmemesinin bir yansıması ve bu istibdadın gayr-ı meşru çocuğu olan ilmi istibdada(20) da bir başkaldırısı olarak okunabilir.

HADİS TARTIŞMALARI

Üstad Bediüzzaman bir hadis üzerine yapılan tartışmaları değerlendirirken, bu alanda tartışmanın adeta ilkelerini ortaya koyar. ‘Bu çeşit mesaili münakaşa etmenin birinci şartı; (1) insaf ile, (2) hakkı bulmak niyetiyle, (3) inadsız bir surette, (4) ehil olanların mabeyninde, (5) sû'-i telakkiye sebeb olmadan müzakeresi caiz olabilir.(21)

Öncelikle hadis mevzuu için temel bir alan bilgisi zaruridir. Hadisi; mertebeleri ve bağlamı içinde, Kuran gibi müteşabih bazı kısımların varlığını bilerek değerlendirmek gerekir(22),(23). Temel hadis usulü bilgisine sahip olmayan avam içinde hadis hedef alınarak münakaşa etmek, faziletini hissettirme gayretiyle avukat gibi kendi sözünü doğru göstermek ve enaniyetini, hakka ve insafa tercih etmek suretinde deliller aramak caiz değildir.(23). Dinleyenlerde yeni şüpheler uyandıracak bir tarzda tartışmak da aynı negatif sonuca götüreceğinden dolayı tasvip edilemez.(23)

İMAN HİZMETİ SÜRECİNDE ‘TARTIŞMA’

Dava birliği etmiş insanların kurduğu iman odaklı kurumlar da kendi içindeki ahenklerini her zaman sağlayamayabilirler. Muhtemel ihtilaflarda dikkat edilecek hususlar şunlardır;

- İhtilaf illetinin damarlarımıza sindiği bu zamanda teferruatlarlayeni ihtilaf kapıları açmak yerine(24), birbirinin kusurunu görmemek ve Kur’an’ın verdiği  وَاِذَا مَرُّوا بِاللَّغْوِ مَرُّوا كِرَامًا  edebiyle edeplenmek gerekir.(25) (Onlar boş bir sözle karşılaştıklarında onurlu bir şekilde geçip giderler)(26)

- Uhuvvet ve muhabbeti telkin ve emreden yüzer ayet ve hadisin mucibince harici düşmanın hücumunda dâhili tartışmalarla ehl-i hakka zarar verilmemelidir.(25) Bazen öyle hassas zamanlar olur ki haklı da olsa haksız da olsa münakaşa eden haksızdır. Bir dirhem hakkı olanın münakaşa ile iman kardeşlerine bin dirhem kadar zararı dokunabilir(27).

- Bediüzzaman’ın İhlas Risalesi’nde ihlası elde etme ve muhafazası için verdiği ikinci düstur bu konuda manidardır. İman hizmetindeki kardeşlerini tenkit edip onların kusurunu görmemek adeta bir fabrikanın çarklarının uyumuyla hareket etmek gerektir.(28)وَلاَتَنَازَعُوافَتَفْشَلُواوَتَذْهَبَر۪يحُكُمْ İhlas Risalesi’nin başında yer alan bu Ayetin yaptığı ihtar, mealen : Birbirinizle çekişip uğraşmayın, aksi halde başarısızlığa uğrarsınız ve gücünüz de kaybolup gider(29). Oysa sorunları çözme yolu olarak Kuran, münakaşa yerine meşvereti göstermiştir.

- Bu acip zamanda sadece Müslümanlar arasında da değil, imanı bulunan ve hattâ fırak-ı dâlleden bile olsa onlarla uğraşmamak ve Allah'ı tanıyan ve âhireti tasdik eden, hristiyan bile olsa, onlarla medar-ı niza' noktaları medar-ı münakaşa etmemeyi; hem bu acib zaman, hem mesleğimiz, hem kudsî hizmetimiz iktiza ediyor(30)

- Bediüzzaman’ın1909 yılında yayınlanan bir makalesinde İslam cemiyetleri arasındaki ihtilafla dair olan 7. vehme verdiği cevap şu şekildedir.Evvelâ umûr-u uhreviyede hased ve müzahamet ve münakaşa olmadığından bu cem'iyetlerden hangisi münakaşaya, rekabete kalkışsa ibadette riya ve nifak etmiş gibidir(31).

6) SONUÇ

Tartışma ; fikir ve aksiyon dünyamızda karşılaşmaktan kaçamayacağımız bir olgudur. Bediüzzaman Said Nursi;  fıtri olan bu tartışma davranışını, tamamen reddetmek yerine -diğer birçok meselede olduğu gibi- hayra kanalize etmeyi önermektedir. Niyetimizin yansıması olarak , üslubuna ve usulüne uygun olarak yapacağımız tartışmalar, her iki tarafa da hakikat yolunda münbit bir araç olacaktır. Tarafların hukukuyla birlikte üzerinde hassasiyetle durulması gereken olgu, 'hakikatin hukuku'dur. İnsafın temel alındığı bir ortamda, ifrat ve enaniyet çıkmazları minimalize edilebilir. Aksi takdirde kısır döngülerin körelttiği bir tartışma, şahsımıza ve çevremize karamsarlık ve ataletten başkaca bir şey kazandırmaktan uzaktır.

 

 

Kaynakça

1. LEM’ALAR, Said Nursi, Zehra yay. 2007 s:136

2. SÖZLER, Said Nursi Zehra yay. 2007 s:802

3. MESNEVİ-İ NURİYE, Said Nursi Zehra Yay. 2007 s:223

4. SÖZLER, Said Nursi, Zehra Yay. 2007 s:219

5. LEM’ALAR, Said Nursi, Zehra Yay. s:136

6. MESNEVİ-İ NURİYE, Said Nursi, ZEHRA YAY.2007 s:57

7. İÇTİMA-İ DERSLER(TULUAT), Said Nursi, Zehra yay. 2004 s:325

8. İŞARATÜ’L-İ’CAZ, Said Nursi, Zehra Yay. 2007 s:33

9. MEKTUBAT, Said Nursi , Zehra Yay. 2007 s:307

10.  MEKTUBAT, Said Nursi, Zehra Yay. 2007 s:51

11.  LEM’ALAR, Said Nursi, Zehra Yay. 2007 s:195

12.  MEKTUBAT, Said Nursi, ZEHRA YAY. s:55

13.  İÇTİMA-İ DERSLER(SÜNUHAT), Said Nursi,, ZEHRA YAY. s:241

14.  MEKTUBAT, Said Nursi,ZEHRA YAY. 2007 s:396

15.  LEM’ALAR, Said Nursi, ZEHRA YAY. 2007 s:196

16.  İÇTİMA-İ DERSLER(MÜNAZARAT), Said Nursi,, ZEHRA YAY. s:98

17.  MEKTUBAT, Said Nursi,ZEHRA YAY. 2007 s:304

18.  MESNEVİ-İ NURİYE, Said Nursi, ZEHRA YAY.2007, s:124

19.  EMİRDAĞ LAHİKASI, Said Nursi, ZEHRA YAY. 2007, s:88

20.  İÇTİMA-İ DERSLER(MÜNAZARAT), Said NursiZEHRA YAY.2004, s:83

21.  MEKTUBAT, Said Nursi,ZEHRA YAY. 2007, s:396

22.  SÖZLER, Said Nursi, ZEHRA YAY.2007, s:423

23.  MEKTUBAT, Said Nursi,ZEHRA YAY.2007, s:396

24.  EMİRDAĞ LAHİKASI, Said Nursi, Zehra Yay. s:153

25.  LEM’ALAR, Said Nursi, ZEHRA YAY. 2007 s:194

26.  FURKAN SURESİ,72.Ayet

27.  ŞUALAR, Said Nursi, ZEHRA YAY.2010 s:355

28.  LEM’ALAR, Said Nursi, ZEHRA YAY.2007  s:199

29.  ENFAL Suresi, 46.Ayet

30.  KASTAMONU LAHİKASI,Said Nursi, ZEHRA YAY. 2009, s:106

31.  VOLKAN GAZETESİ ‘REDDÜ’L-EVHAM’ Sayı:90-91 s:3-4 31Mart1909 ( SAİD NURSİ, İçtima-i Dersler, ZEHRA YAY. 2004, s:551)

32.  ¹¹ ZAHİR B. AWAD EL-ELMAÎ, Kuranda Tartışma Metodları, PINAR Yay.sh:62-63

33.  FAHREDDİN RAZİ c.26 sh.261

34.  ZAHİR B. AWAD EL-ELMAÎ, Kuranda Tartışma Metodları, PINAR Yay. sh 66

Yorumlar

Hiç yorum eklenmemiş. Tıkla ! İlk ekleyen sen ol ...

İlgili Başlıklar

Arşiv Arama

İlhamın Mihrabında

Lahika yerine bir hatırlatma
Evvel ahir tavsiyemiz: Tesanüdünüzü muhafaza; enaniyet, benlik, rekabetten tahaffuz ve itidal-ı dem ve ihtiyattır

Sername

Siyasalın İhlası
Bu denemenin ilgilendiği alan, özellikle dinî cemaatleşmelerin iktidar unsurlarıyla ilişkilenme tarzından türeyen siyasallığın ihlasının nasıllığıdır.

En Çok Okunanlar

Yorum Platformu

Ubeyd Kudat
Münazarat Penceresinden Devlet

İktibas

Sizden Gelenler

 

Tüm hakları saklıdır 2013 ®
Kaynak gösterilmeden ve izinsiz alıntı yapılamaz.

Yazılım : Networkbil.net