Ana Sayfa - Hakımızda - İletişim

Röportaj

Teknolojik sanallaşmanın metafizik karşılaştırılması
Dünyaca ünlü İranlı filozof Daryush Shayegan ile yapılan “ Seraplar Diyarı” röportajı Fransız “La Règle du jeu” dergisinin Eylül 2004 sayısında yayımlanmıştı. Röportajın Türkçe çevirisi Haldun Bayrı tarafından yapıldı. Tercümesi ilk kez Medyascope.tv yayınlanan röportajı gerçekleştiren isim Lila Azam Zanganeh.Aşağıdaki yazı bu röportajdan alıntıdır. ...

Lila Azam Zanganeh: “Dünyanın hayaletleşmesi” başlıklı bölümde, iki sanallaşma kipinden bahsediyorsunuz; İran’daki spekülatif mistisizmde (irfan-ı nazarî) gelişmiş olduğu haliyle Suretler ara-dünyasını/berzâhını teknolojik sanallaşmayla karşılaştırıyorsunuz. Onları birbirine karıştırmamak için bütün gerekli tedbirleri alıyorsunuz, sürekli olarak onların aynı varlık düzeyinde yer almayan, ontolojik olarak farklı dünyalara gönderdiklerini söylüyorsunuz; bununla birlikte bu iki dünya şaşırtıcı benzerlikler arz ediyor. Bunun sonuçlarının ne olduğunu sorabiliriz kendimize. Bu iki kipin karşılaşabileceği ya da hiç değilse iç içe geçebileceği bir yer var mı?

Daryush Shayegan: Aslında bunu ben de bilmiyorum, olsa olsa size sinemadan birkaç örnek verebilirim. Yine de sizi cevaplamayı deneyeceğim. Michael Heim’a göre, The Metaphysics of Virtual Reality’de, sanallaşma bir yaşam tarzı değişiminden fazla bir şeydir, “ontolojik bir yer değiştirme”dir (ontological shift). Aristoteles’e göre her üretim sanaldan aktüele bir geçiş ise, günümüzde tanık olduğumuz şey, Qu’est-que le virtuel?’de (“Sanal nedir?”) Pierre Lévy’nin dediğine göre, aktüelden/fiili olandan sanala doğru bir geçiştir. Dolayısıyla sanal, Deleuze’ün değer verdiği bir deyişi kullanırsak, “herhangi bir zemine bağlı değildir artık” (déterritorialisé). Hiper-metin (hypertexte), ya da başka bir deyişle siber-mekân (cyberespace) her yerde ve hiçbir yerdedir; herhangi bir atlasta konumlandırılamadığından, Michel Serres’in deyişiyle bir “bura-dışı”ndadır, bir lâ-mekân’dadır demek ki. Sanal, çok sayıda mekânsallaştırma ve zamansallaştırma kipi icap ettirir. Çok sayıda düzeyi olan bir kartografi yaratılır, bir sicilden diğerine geçilir: içeriden dışarıya, özelden kamusala, öznelden nesnele, yazardan okura. Sanallaşma insanın itibari kimliğini sıkı bir imtihana tabi tutar. Ağaçşekilli sistemlerin aksine, hakikaten köksapsaldır/rizomatiktir. World Wide Web’in hiper-metninde herhangi bir nokta bir başka noktaya doğrudan bağlanabilir, aynen siber-mekân da merkezi her yerde olan ama çevresi hiçbir yerde olmayan sonsuza dal-budak-salmışlığın muazzam ağı haline gelir.

Şimdi, mutasavvıfların keşif/seyran (vision) âlemine dönelim. Mutasavvıflar melekleri ya da “mütecessim suretler”i daima, kurgusaldan ve muhayyelden ayırt etmeye itina göstermiş oldukları özel bir alanda konumlandırmışlardır. İslam’ın – özellikle de bu alanda en zenginlerinden İran’ın – keşif/seyran âleminde, Henry Corbin’in deyişiyle “imaginal” âlem, kâh “sekizinci” iklim, kâh “ilkörnek-suret”ler âlemi (âlem-ül misâl), kâh “Ara-dünyaların/Berzahların harikulâde kentleri” olarak değerlendirilmiştir. 12. Yüzyılın Farisî filozof ve mutasavvıfı, “İşrakiyyun” felsefesinin kurucusu Sühreverdi, bu dünyadan “neresizlik diyarı” (Nâ kojâ àbâd) diye bahseder. Bu diyar siber-mekânın sanal âlemine benzer; şu farkla ki, hiyerarşik bir bütünün içine girer ve başlı başına metafizik bir çerçeveye sahiptir. Ruh, gönül gözüne görünmek için bu dünyaya iner, biçim ve uzam elde eder; burada elle tutulur veriler simgelere dönüşmektedir. Burada “Ruhlar bedenleşir ve bedenler ruhlaşır”. Aynalara, aşırı parlatılmış biçimlere, duru kaynaklara, yüzergezer seraplara yansıyan suretlerde bulunan da bu dünyanın izidir. Bu anlamda, Fars ülkesi hakikaten bir seraplar diyarıdır. Benzerliklerin muazzam olduğunu görürsünüz. Aynı algı düzleminde olmadıkları doğrudur; çünkü biri elle tutulurun yatay düzeyinde kalır, diğeri ise seyredalışın yüksek hallerine ulaşır ve ancak varlığın dikeyliğiyle ölçülür. Yine de sanallaşma şekilleri çarpıcı benzerlikler arz eder. İki tarafta da farklı sicillerle karşı karşıyayızdır; iki tarafta da Möbius etkisi sonuna kadar geçerlidir, çünkü ikisi de bir halden diğerine dönüşme kipleridir. Burada da orada da bir başka yerle, yeri saptanamaz bir bura-dışı’yla yüz yüzeyizdir. İkisi de herhangi bir zemine bağlı değildir. Burada da orada da aktüelleştirme kipleriyle bağlantıdayızdır; bir taraftaki elle tutulurdur, diğer taraftaki ise keşfe dayalıdır. Bu benzerlikler günümüz insanının elle tutulmayana, biçimlerin başkalaşımına, anlıklığın büyüsüne yatkınlaşmasına yol açar. Son teknolojilerle elde ettiğimiz tüm bu imkânlar, bundan çok uzak olmayan bir zaman önce, bize sihir ya da büyücülük gibi gelecek varlık kiplerine davet etmektedir.

Sorunuza dönersem, bu iki dünyanın bir yerlerde karşılaşıp karşılaşmadığını bilmeye gelince, bu iki paralel görüşün yaratıcı ve yenilikçi bir şekilde çakışabileceği yerlerden birinin bilim-kurgu olduğunu düşünüyorum. Orada yüksek teknolojinin tüm sihri ve meditasyon tekniklerinin getirdiği duyularüstü deneyimler birleşerek, duyularüstü algılar ile tekno-bilimin mucizevi gadget’lerinden hangisinin hükmettiğini artık bilmediğimiz bir tekno-sihir dünyası yaratır.

Yorumlar

Hiç yorum eklenmemiş. Tıkla ! İlk ekleyen sen ol ...

İlgili Başlıklar

Arşiv Arama

İlhamın Mihrabında

Bazen zayıf, zalim olur
Ye’s ile su’-i zandan za’f-ı kalb neş’et eder.

Sername

Siyasalın İhlası
Bu denemenin ilgilendiği alan, özellikle dinî cemaatleşmelerin iktidar unsurlarıyla ilişkilenme tarzından türeyen siyasallığın ihlasının nasıllığıdır.

En Çok Okunanlar

Yorum Platformu

Ubeyd Kudat
Münazarat Penceresinden Devlet

İktibas

Sizden Gelenler

 

Tüm hakları saklıdır 2013 ®
Kaynak gösterilmeden ve izinsiz alıntı yapılamaz.

Yazılım : Networkbil.net