Ana Sayfa - Hakımızda - İletişim

Risale-i Nur Notları

Temsilden hakikate hayvan figürleri
Bu çalışmada Risale-i Nur’da geçen ve insana canlılık mertebesi ile yaşam döngüsü bakımından en yakın olan ‘hayvan temsilleri’ ele alınmıştır. ...

Müslümana tam bir yol gösterici olan Kur’an-ı Kerim, içerdiği hakikatler itibariyle hem bir rehber ve dua, hem de zikir ve fikir kitabıdır. İçeriği ve mesajının yanı sıra; üslubu ve anlatım tarzı, konuyu ele alış biçimi, zihinleri şahit olunanın ötesine ve amacına yönlendirir. İşari tefsir olarak yazılan Risale-i Nur ise, manası itibariyle Kur’an hakikatlerinde tevhid-i kıble etmekle birlikte, üslup ve anlatım tarzı olarak yine onun örnekliğini esas almıştır.  Risale i Nur’un Kur’an’dan örnek aldığı önemli bir nokta da, hakikati bildirirken anlatımı güçlendiren temsil ve benzetmeleri kullanma metodudur. Bu temsiller şahit ve muhatap olunan hayatın her safhasından seçilmiştir. Astronomik varlıklar, canlılar, cansızlar ve bütün bunların işleyişi başlıca örnek alanlarıdır.

Bu çalışmada Risale-i Nur’da geçen ve insana canlılık mertebesi ile yaşam döngüsü bakımından en yakın olan ‘hayvan temsilleri’ ele alınmıştır.

 

A)     KUR’AN’DA HAYVANIN ÖRNEKLİĞİ

      Kur'an, insana bulunduğu zamana ve mekâna tam bir farkındalıkla şahid olmasını salık verir. Buna göre kâinat içindeki mahlûkat ve hadiseler başıboş değil; aksine bir tek Zat’ın kudret eliyle idare olunuyorlardır. Dolayısıyla insana kendi dünyasından misaller vererek hakikati zihinlerine yakınlaştırmıştır. Ay, güneş, yıldızlar ve bitkilerle birlikte insanların hizmetine verilen hayvanlar da örnek olarak verilmektedir. Her alanda ve hayatın idamesinde karşılıklı fayda sağladığımız hayvan taifesi de Kur’an’da çokça bahsedilmiş ve bu hayvan figürleri üzerinden mesajlar verilmiştir. Öyle ki başta Kur’an’ın en uzun suresi olan Bakara(inek) olmak üzere; neml(karınca), ankebut(örümcek), nahl(arı), fil gibi surelere hayvan ismi verilmiştir.

      Ezeli hitap olan Kur’an’ın, Allah’ın azametini anlatırken gafil insana göre küçük ve önemsiz hayvanlardan bahsetmesi dönemin müşrikleri tarafından hakaret ve alayla karşılanmıştır. Meselenin ve mananın ehemmiyetine binaen bu küçümsemelere karşı indirilen ayetlerle cevap verilmiştir (Bakara-26). Bediüzzaman İşarat-ul İ’caz tefsirinde ilgili ayetin mealini şu şekilde verir:  "Cenab-ı Hak kullarını irşad ve ikaz etmek üzere, sivrisinek gibi hakir, kıymetsiz bir hayvanla veya bir mahlûkla misal getirmeyi, kâfirlerin keyfi için terk etmez. İmanı olanlar, onun Rablerinden hak olduğunu bilirler. Amma kâfirler, ‘Allah bu gibi hakir misallerden neyi irade etmiştir’ diyorlar. Allah onun ile çoklarını dalalete atar ve çoklarını da hidayete götürür...’’(1)

 

B)    İNSAN VE HAYVAN ONTOLOJİSİ

 

Risale-i Nur’da insan ve hayvan öncelikle ontolojileri bakımından karşılaştırılmıştır. İnsan ile hayvan arasında ki temel ayırım;  her birine farklı cihazatların verilmiş olması ve insandaki ‘akıl ve irade’ nimetinin getirdiği ‘imtihan’dır. Yeteneklerle donatılmak beraberinde nimet veren mercie karşı farklı düzeyde sorumluluk getirmiştir (2).  İnsanın bu dünyaya gönderiliş gayesi aczini bilmek; dua ve ibadetle kemale ulaşmanın yollarını aramaktır. Çünkü kendine yerleştirilmiş olan acziyet, zayıflık ve hayat kanunlarına cahiliyeti, onu ahir ömrüne kadar öğrenmeye aç ve gelişmeye muhtaç bırakmıştır. Buna karşılık hayvan adeta başka bir âlemde hazırlanmış gibi dünyada yaşamını idame edecek becerileri kısa sürede elde eder; fıtratına yerleştirilen yetenekler ilhamen amele dönüşür.  Böylece her bir hayvan kendi alanında fiili ubudiyetini yerine getirmiş olur.(3) Bu ibadetleri, mevcudiyetleri ve konumları itibariyle Şeriat-ı İlahice onların hukuku güvence altina alınmıştır. Karıncaya bilerek ayak basmayınız demiş ve hayvana eziyet etmeyi yasaklamıştır.(4)

 

C)    BİR TEFEKKÜR NESNESİ OLARAK HAYVAN

    Ülfet perdesini yırtabilmiş, hayret makamında kâinatı temaşa eden bir seyyah, kâinattan Rabbine vasıl olacak deliller bulabilir. Mevcudatı esmasına bir ayna yapan Zat her bir sanatı ve işleyişiyle varlığına dair mesajlar yerleştirmiştir. Bu yönüyle tüm mahlûkatın kendinden çok hakiki faile yani yaratanına işaret etmesi vazifesi, hayvanlar için de geçerlidir. Hayvanlara dikkat eden bir nazar, onların kendi fıtratına uygun olanı yaparken bir taraftan da hal ve tavırlarıyla ilahi bir imza ve hikmet taşıdığını görecektir. Okyanuslar altında tertemiz rızıklanan balıklar hakiki rızkın rabbani taahhüdünü ders verirken; -hadisin işaretiyle- sabah yuvasından aç çıkıp akşama tok dönen serçe kuşu bize tevekkül ufku sunmaktadır. Vahşiliğiyle diğer canlıları ürperten bir yırtıcı aslanın, yavrusunun acziyeti karşısında emrine amade oluşu, ilahi kudrete karşı acziyetini bilmenin verdiği gücün hikmetine işaret eder. 

 Risale-i Nur’un bütününe yayılan anlatımdaki tevhidi bakış, kullanılan hayvan temsillerine de yansımıştır. Öyle ki her bir fiilin kaynağı ve yaratıcısı Cenab-ı Hak’tır. Hayvanların insana hizmet vazifeleri ve muhtelif faydalarının kaynakları bizzat hayvanlar değillerdir. O Zat hem zehirli bir sineğin ‘eliyle’ şifalı en tatlı balı bize yedirmekte; hem en güzel ve yumuşak bir libası elsiz bir böceğin ‘eliyle’ bize giydirmektedir(5). İnek koyun keçi gibi mübarek hayvanlar Allah’ın rahmet hazinelerine birer ‘çeşme’dirler.(6) Çeşme tabiri, gelen süt için hayvanın basit bir araç olduğunu ve bu süt çeşmelerinin doğrudan doğruya tüm hazinelerin yanında olduğu Zat’tan geldiğini bize anlatır. 

    Hayvanların bir başka özelliği ise Rablerinin verdiği fıtrata itaatkâr oluşlarıdır. İsyan etmeyen bu canlılar vazifelerini yerine getirirken diğer yandan Rablerini tesbih ederler. Nitekim Hz. Musa sineklerin tacizinden dolayı ‘Ya Rab, bu rahatsız edici mahlûkları neden bu kadar çok yaratmışsın’ diye sorunca ilhamen cevap gelmiş ki ‘Senin bir itirazına karşı sinekler çok defa soruyorlar ‘Ya Rab, bu koca kafalı beşer seni bir tek dil ile zikrediyor bazıları da gaflet edip hiç zikretmiyor. Eğer sadece koca kafalarından bizi halketseydin binler dillerle seni zikredecektik’.(7)  Bu zikri ancak kalbi hüşyar zatlar teenni ile hisseder; kedinin mırmırlarından ‘Ya Rahim… Ya Rahim…’ zikrini ve öten kuştan ‘Kuddüs… Kuddüs…’ ezgisini duyabilir.(8)  Bütün hayvanat ve kuşların bütün nevileri ve taifeleri ve milletleri, bil'ittifak lisan-ı kal ve lisan-ı halleriyle "Lâ ilahe illâ Hû" deyip, zemin yüzünü bir zikirhane ve muazzam bir meclis-i tehlil suretine çevirmişlerdir. Güya o hayvanların ve kuşların duyguları ve kuvaları ve cihazları ve a'zaları ve âletleri, manzum ve mevzun kelimelerdir ve muntazam ve mükemmel sözlerdir. Onlar, bunlarla Hallak ve Rezzaklarına şükür ve vahdaniyetine şehadet ederler.(9)

D)   HAYVAN TEMSİLİNDEN HAKİKATE BİR YOL

  Risale-i nur bazı hayvanlar üzerinden farklı bir okumayla kıyaslamalar yaparak insana dair dersler hedeflemiştir. Örneğin ‘hırs’ın zillet ve mahrumiyet sebebi oluşunu anlatırken; arı ve karıncayı mecazi olarak kıyaslar: Hatta sosyal bir hayat düzenine sahip olan mübarek karınca dahi, güya hırs vasıtasıyla ayaklar altında kalmış ezilir. Çünkü kanaat etmeyip, senede birkaç tane buğday kâfi gelirken, elinden gelse binler taneyi toplar. Güya mübarek arı, kanaatinden dolayı başlar üstünde uçar. Kanaat ettiğinden, balı insanlara emr-i İlahî ile ihsan eder, yedirir.(10)

Bir başka kıyas da, kedi ile köpek arasındadır. Köpek, hayvanlar arasında sadakat ve vefakârlık gibi birkaç güzel özelliğiyle öne çıkmışken; mübarek olarak değil necis bir hayvan damgası yemiştir. Çünkü köpekteki hırs onu hakiki rızık verene değil diğer aracılara karşı yaltaklanmasına sebebiyet verir. Oysa kedi, insanlara karşı şükran hissi olmadığı halde insanlarca aziz ve mübarek addedilmiştir. Bunun sebebi ise kedi seni sever, tazarru' eder, senden ihsanı alıncaya kadar. İhsanı aldıktan sonra öyle bir tavır alır ki, sanki aranızda muarefe yokmuş ve kendilerinde sana karşı şükran hissi de yoktur. Ancak Mün'im-i Hakikî'ye şükran hisleri vardır.(11)

Risale-i Nurda muhtelif yerlerde geçen bir diğer hayvan figürü ise devekuşudur. Avcıyı görüp kaçamadığından başını kuma sokarken koca bedenini dışarda bırakması, gafil insanın ruh haline benzetilir. Dostlarından ve kalben bağlandığı her şeyden ayıran ölüm gerçeğini, eğlencelerle ve sarhoşlukla unutmaya çalışır. Deve kuşuna demişler: "Kanatların var, uç!" O da kanatlarını kısıp, "Ben deveyim" demiş, uçmamış. Sonra ona demişler: "Madem deveyim diyorsun, yük götür!" O zaman kanatlarını açıvermiş, "Ben kuşum" demiş, yükün zahmetinden kurtulmuş. Fakat korumasız ve yemsiz kalarak avcıların hücumuna hedef olmuştur. Aynen onun gibi; kâfir, Kur'anın semavî ilânatına karşı mutlak inkârı bırakıp şüpheli bir küfre inmiş. Ona denilse: "Madem mevt ve zevali, bir sonsuz idam olarak biliyorsun; seni asacak ölüm darağacı önündedir diye düşünüyorsun. Ona her vakit bakan, nasıl yaşar? Nasıl lezzet alır?" O adam, Kur'anın umumî vech-i rahmet ve şümullü nurundan aldığı bir hisse ile der: Mevt i'dam değil, ihtimal beka var. Veyahud deve kuşu gibi başını gaflet kumuna sokar, tâ ki ecel onu görmesin ve kabir ona bakmasın ve sevdiklerinden veda vakti ona uğramasın!(12)

Hayvanların insanlara dünyada hayat arkadaşlıkları karşılıklı birçok menfaat ve yardımlaşmayla sürüp gitmektedir. Bunun yanı sıra kâinatta hikmet ve mesaj avcısı olarak insan; göz önündeki hayvanları bu nazarla yaratanına vasıl olacak ilahi levha olarak okumalıdır. Hayvanı hem bir tefekkür nesnesi hem ibret dersi kıymetinde görebilen arif insan; varlığını ve gayesini onlarla kıyaslayarak kâinat düzeninde kendini daha isabetli konumlandırabilir. 

KAYNAKÇA

1-       B.Said Nursi, İşarat-ul İ’caz, Zehra Yay.(2006) s:230

2-     ‘’     ‘’     Sözler, Zehra Yay.(2012) s:158

3-      ‘’     ‘’      Sözler, Zehra Yay.(2012) s:382

4-     ‘’    ‘’         İçtima-i Dersler(Münazarat) (2009) s:107

5-     ‘’    ‘’        Sözler, Zehra Yay.(2006) s:81

6-     ‘’    ‘’        Sözler, Zehra Yay.(2006) s:12

7-     ‘’    ‘’        Lem’alar, Zehra Yay.(2013) s:381

8-     ‘’    ‘’         Mektubat, Zehra Yay.(2012) s:93

9-     ‘’    ‘’        Şualar, Zehra Yay.(2005) s:120

10-  ‘’    ‘’         Mektubat, Zehra Yay.(2012) s:487

11-    ‘’    ‘’        Mesnevi-i Nuriye, Zehra Yay.(2013) s:79

12-   ‘’   ‘’         Lem’alar, Zehra Yay. (2013) s:122

Yorumlar

Hiç yorum eklenmemiş. Tıkla ! İlk ekleyen sen ol ...

İlgili Başlıklar

Arşiv Arama

İlhamın Mihrabında

Bazen zayıf, zalim olur
Ye’s ile su’-i zandan za’f-ı kalb neş’et eder.

Sername

Siyasalın İhlası
Bu denemenin ilgilendiği alan, özellikle dinî cemaatleşmelerin iktidar unsurlarıyla ilişkilenme tarzından türeyen siyasallığın ihlasının nasıllığıdır.

En Çok Okunanlar

Yorum Platformu

Ubeyd Kudat
Münazarat Penceresinden Devlet

İktibas

Sizden Gelenler

 

Tüm hakları saklıdır 2013 ®
Kaynak gösterilmeden ve izinsiz alıntı yapılamaz.

Yazılım : Networkbil.net