Ana Sayfa - Hakımızda - İletişim

İlhamın Mihrabında

Üstad Bediüzzaman'dan bir mektup
Üstad Bediüzzaman, hapsine sebebiyet veren ilmi metinleri talebelerine hapiste yeniden yazdırır. Bu mektup, müdürün hukuksuz müdahalesine karşı üstadın geliştirdiği savunma biçimini anlatmaktadır. ...

 ♦ 

                     

Aziz, sıddık kardeşlerim,

Bugün müdür tarafından size gelen sıkıntıdan merak etmeyiniz. Hiç ehemmiyeti yok. Yalnız şevkinizi kırmak için o keyfî ve kanunsuz farfaralığı yapıyor, eğer münasib görürseniz birkaç gün sonra hem müdde-i umumiye, hem reise bir istida veriniz ve deyiniz ki: “Meselenin vahdeti cihetiyle her birimizin elinde Hocamızın hem umumumuz hesabına olan müdafaanamesi, hem Risale-i Nur’un Meyve namındaki müdafaanamesi bulunmak kanunen hakkımızdır. Bizi bu hakkımızdan men edenlere emrediniz, bizi sıkmasınlar. Madem en mahrem, en ehemmiyetli kitaplar ve yazılarımız ve evraklarımız en mühim makamlarda medar-ı nazardır. Ve hiçbir şeyimiz gizli kalmamış. Elbette bu hapiste kendi menfaatına hayırlı, zararsız, hakikat ve hak bir yazıyla meşgul olmak makbuldur, yasak edilmez.” diye yazarsınız.

                                                                                                                             Said-i Nursî

 
 
1- Hiçbir şey yoktur ki, Onu övgü ile tesbih ediyor olmasın. (İsra Suresi: 44)
2- Her türlü noksan sıfatlardan beri olan Allah'ın adıyla.
3- Allah'ın selâmı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.

____________________________________________________________________________

...Kardeşlerim, her ihtimale karşı ihtiyaten eğer bir arama olsa ve nüshalarınız görünse diyeceksiniz ki: Vahdet-i mesele itibariyle bu iki risale her birimizin tam müdafaasıdır. Elbette her birimizin elinde bulunması hakkımızdır. Madem Ankara makamatına resmen gitmişler, elbette o iki müdafaaya elimizde ilişilmez. Ve her birimizin elinde bulunması lâzımdır. Eğer denilse: “Neden bu kadar çok yazıyorsunuz? Ve çok uzun ve saded haricinde imanî meseleleri müdafaat içinde yazıyorsunuz?” Onlara cevaben diyeceksiniz ki: Biz altmış kişiyiz; çoğunun yazısı yok. Hem binler masum Risale-i Nur şakirdlerinin ve yüz otuz risalenin müdafaanamesi elbette o nisbette çok uzun olması lâzım gelirken, mecburiyetle gayet kısa yazılmış. Tarihlerde bu çeşit imanî ve ilmî mahkeme ve hakaiküzerine böyle muhakeme emsali vuku bulmamış. Onun için risaleler şeklinde böyle yazıyoruz. Eğer kardeşimiz Said serbest olsaydı ve görüşmekten tecrid edilmeseydi; bu ilmî ve imanî hakikatleri müdafaa için on, yirmi risale yazılacaktı.

Bununla beraber ihtiyat etmek lâzımdır. Gerçi lehimizde bulunanlar çokturlar. Fakat aleyhimizdekiler çok dessas ve alçak ve haindirler. Vazifemiz ise tevakkuf etmiyor, tenevvü ediyor. Biz bazen bir tek muallime bir tek risaleyi okuttuğumuzdan memnun ve müteşekkir oluyordum. Şimdi; yüzler, belki binler feylesoflara, âlimlere, büyük memurlara ve adliyecilere ve mebuslara merak ile ve dikkat ile okumağa meydan açılmış. Ne kadar muannid ve mütemerrid bir muteriz dahi olsa Risale-i Nur’un keskin hüccetlerine karşı lâkayd kalamaz. Küfr-ü mutlaktan, küfr-ü meşkûka çıkar. Bir derece istifade eder.

                                                                                                                          Said-i Nursi

Yorumlar

Hiç yorum eklenmemiş. Tıkla ! İlk ekleyen sen ol ...

İlgili Başlıklar

Arşiv Arama

İlhamın Mihrabında


Ey “sadık ahmak” ıtlakına masadak biçare ulemâü’s-sû’ veya meczup, akılsız, cahil sufiler! Hakikat-i kâinat içinde kökü yerleşmiş ve hakaik-i kâinata kökler salmış olan şecere-i tûbâ-i İslâmiyet,mevhu

Sername

Siyasalın İhlası
Bu denemenin ilgilendiği alan, özellikle dinî cemaatleşmelerin iktidar unsurlarıyla ilişkilenme tarzından türeyen siyasallığın ihlasının nasıllığıdır.

En Çok Okunanlar

Yorum Platformu

Ubeyd Kudat
Münazarat Penceresinden Devlet

İktibas

Sizden Gelenler

 
ZEHRA.COM.TR
Tüm hakları saklıdır 2013 ®
Kaynak gösterilmeden ve izinsiz alıntı yapılamaz.

Yazılım : Networkbil.net