Ana Sayfa - Hakımızda - İletişim

Aktüel

Üstad Said Nursi'nin kayıp naaşı için harekete geçtiler
Şanlıurfa Barosu Bediüzzaman Said Nursi’nin 57 yıl önce naaşının kaybolması olayını kınayarak, kayıp naaşın yerinin tespit edilip Urfa'daki mezarına defnedilmesini istedi. ...

Bediüzzaman Said Nursi'nin naaşının kaybolması olayının 57'nci yılında Şanlıurfa Barosu tarafından basın açıklaması yapıldı.

Vefatından 111 gün sonra 12 Temmuz 1960'da Bediüzzaman Said Nursi'nin Mevlid-i Halil (Dergah) Camisinin avlusundaki mezarı parçalandı ve cenazesi bilinmeyen bir yere götürüldü. Olayın Türkiye'de hatta dünyada eşi benzeri görülmemiş bir insanlık suçu olduğunu belirten Şanlıurfa Barosu basın açıklamasında bulundu. Açıklamaya çok sayıda sivil toplum hareketi destek verdi. 

"İnsanlığa karşı işlenen suçlarda zaman aşımı yoktur" diyen baro, olayın üzerinden 57 yıl geçmesine rağmen adalet aradıklarını belirterek aşağıdaki açıklamayı kamuoyuyla paylaştı:

"Urfa Barosu ve burada bulunan Urfalılar ile bazı Urfalı sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri olarak tam 57 yıl önce bugün, merhum Said-î NURSÎ'nin az ötemizde bulunan Mevlid-i Halil (Dergah) Camisinin avlusundaki mezarının parçalanarak naaş’ının kaçırılması olayını protesto etmek amacıyla toplanmış bulunuyoruz. Bilindiği üzere merhum Said-i NURSÎ 23 Mart 1960‘ta Urfa’da vefat etmiş, ertesi günü yukarıda belirtilen yerdeki mezarına defnedilmiştir. Merhum Said-î NURSÎ'nin vefatından önceki son 35 yılında dirisine tahammül edemeyip mutlak tecride maruz bırakanlar, Türkiye'de ve belki dünyada eşi benzeri görülmemiş büyük bir insanlık suçu işleyerek ölüsüne bile tahammül edememiş ve Mezarını parçalamak suretiyle, naaş’ını defninden 111 gün sonra yani 12 Temmuz 1960’ta hırsızlayıp ortadan kaybederek toplumdan ve kamuoyundan yine mutlak bir şekilde tecrit etmiştir. Bu tecritten maksat Said-î NURSÎ’yi hafızalardan silmektir. Cenevre Sözleşmesi Ek-1 no’lu Protokolü savaşta bile düşman cesetlerini kaybetmeyi insanlık suçu sayarken savaş hali olmayan bir zamanda ulusal ve uluslararası kamuoyunca tanınan birinin mezarını parçalayarak naaş’ını kaçırmak elbette ve kesin bir surette büyük bir insanlık suçudur. Bu menfur olayın ikinci bir örneği Türkiye’de yoktur. Zira bu menhus olayda Merhum Said-î NURSÎ’nin mezar yeri bellidir; fakat naaş’ı eski dilde nebbaşlık diye tabir edilen mezar soygunculuğu yapılarak çalınmıştır. Bilindiği üzere insanlığa karşı işlenen suçlarda da zaman aşımı yoktur.

1136 sayılı avukatlık kanunu’nun baroların kuruluş ve görevlerini düzenleyen 76/1 ve baro yönetim kurullarının görevlerini düzenleyen 95/21 fıkraları gereği hukukun üstünlüğünü, insan haklarını savunmak ve korumak, baroların temel görevleri arasındadır. Biz merhum Said-î NURSÎ'nin çalınan ve gasp edilen naaş’ının yerinin tespiti ile 24 Mart 1960 tarihinde defnedildiği mezarına iadesini tamamen hukuki, vicdani ve insani saiklerle, ilgili makamlardan talep ediyoruz.

Yine bu emsalsiz insanlık suçunu işleyen faillerin tespit edilip yargı önüne çıkarılmasını, kamu vicdanı adına bekliyor ve talep ediyoruz. Çünkü bu olayın üzerinden 57 yıl geçmesine rağmen, hala vicdan sahibi her insanı muzdarip ettiği bilinmektedir. Urfa Barosu olarak yukarıda bahsedilen kanunun belirtilen maddelerine istinaden, bu olayla ilgili kamu kurum ve kuruluşlarına adli ve idari yönden gerekli başvuruları yapacağımızı ve bu konunun bütün boyutlarıyla aydınlatılıncaya kadar takipçisi olacağımızı sizin aracılığınızla kamuoyuna duyurmak istiyoruz." 12/07/2017/URFA BAROSU BAŞKANLIĞI

                                                                                                                                

Yorumlar

Ahmet Eski - 06-11-2017 - 19:26:17
İhtar
Elbette ki Niyet Hayr ise akıbet dahi Hayr olur. Amma unutulmamalıdır ki üstadımızın bu konudaki vasiyeti çiğnenirse 10. Lem'a'ya masadak olunabilir. Bizzat merhum Bayram Yüksel Ağabeyden işittim ki mezarın havi olması bir nevi Üstadın niyazıdır. Bu kaybolma hadisesi de acaba bu niyazın ukbada rahmete dönecek olan bir tecellisi olabilir mi? Aman bu kıymetli vasiyetin tahakkukunu zedeleyecek fiillerden sakınalım. Rabbim muininiz olsun inşaAllah.
@MFE1393 - 24-07-2017 - 01:13:02
İmzâlıyorum
Bir netîceye varılabilmesini niyâz ediyorum.
Qereqoçani - 18-07-2017 - 08:36:51
Yow ayıp...
Yetkililer mezarın yerini açıklasın , bu mesele de burada bitsin... çok zor bişey mi?
Qereqoçani - 18-07-2017 - 08:25:08
Yanlış anlaşılmasın
Yanlış anlaşılmasın... "sitemimiz Nurculara değil, Cuntacılara dır"
Sizde yorum yazmak için tıklayınız.

İlgili Başlıklar

Arşiv Arama

İlhamın Mihrabında


Ey “sadık ahmak” ıtlakına masadak biçare ulemâü’s-sû’ veya meczup, akılsız, cahil sufiler! Hakikat-i kâinat içinde kökü yerleşmiş ve hakaik-i kâinata kökler salmış olan şecere-i tûbâ-i İslâmiyet,mevhu

Sername

Siyasalın İhlası
Bu denemenin ilgilendiği alan, özellikle dinî cemaatleşmelerin iktidar unsurlarıyla ilişkilenme tarzından türeyen siyasallığın ihlasının nasıllığıdır.

En Çok Okunanlar

Yorum Platformu

Ubeyd Kudat
Münazarat Penceresinden Devlet

İktibas

Sizden Gelenler

 
ZEHRA.COM.TR
Tüm hakları saklıdır 2013 ®
Kaynak gösterilmeden ve izinsiz alıntı yapılamaz.

Yazılım : Networkbil.net