2-10-2017 tarihinde eklendi
Olgusal ıslahın münasebetdar olaya yansımaları...
Elhasıl, insan her ne kadar fail-i muhtar ise de, fakat وَمَا تَشَٓاؤُنَ اِلَّٓا اَنْ يَشَٓاءَ اللّٰهُ sırrınca, meşiet-i ilâhiye asıldır, kader hakimdir. Meşiet-i ilâhiye, meşiet-i insaniyeyi geri verir, اِذَا جَاءَ الْقَدَرُ عُمِىَ الْبَصَرُ hükmünü icra eder. Kader söylese, iktidar-ı beşer konuşmaz, ihtiyar-ı cüz’î susar.

 

Soru:“Sahabeler nazar-ı velâyetle müfsidleri neden keşfedemediler? Tâ, hulefa-yı raşidînin üçünün şehadetini netice verdi. Halbuki, küçük sahabelere, büyük velilerden daha büyük deniliyor.”

Cevap: O hadisata sebebiyet veren ve fesadı çeviren birkaç Yahudiden ibaret değildir ki, onları keşfetmekle fesadın önü alınsın. Çünkü, pek çok muhtelif milletlerin İslâmiyete girmeleriyle, birbirine zıt ve muhalif çok cereyanlar ve efkâr karıştı. Bahusus, bazıların gurur-u millîleri Hazret-i Ömer’in (r.a.) darbeleriyle dehşetli yaralandığından, seciyeten intikama fırsat beklerlerdi. Çünkü, onların hem eski dini iptal edilmiş, hem medar-ı şerefi olan eski hükûmeti ve saltanatı tahrip edilmiş. İntikamını, bilerek veya bilmeyerek hakimiyet-i İslâmiyeden almaya hissen taraftar bir suret almış. Onun için, Yahudi gibi zeki ve dessas bir kısım münafıklar, o hâlet-i içtimaiyeden istifade ettiler denilmiş. Demek, o hadisatın önünü almak, o vakitteki hayat-ı içtimaiyeyi ve muhtelif efkârı ıslahla olurdu. Yoksa, bir iki müfsidin keşfedilmesiyle olmazdı. (Mektubat'tan alıntı...)

http://zehra.com.tr/olgusal-islahin-munasebetdar-olaya-yansimalari-_111570.html