Ana Sayfa - Hakımızda - İletişim

Röportaj

Zehra Vakfı Başkanı Zekeriya Özbek'le Ramazan Sohbeti
Cenab-ı Hak bu Ramazan'ı en büyük hastalıklarımızın tedavisine vesile yapsın. Bizi kendine kul kabul etsin, emanetini kabzetmek zamanına kadar bizi emanette emin kılsın. Amin. ...

 

- Ramazan-ı Şerif'in Risale-i Nur yorumu nedir?

Oruç geçmiş ümmetlere farz kılındığı gibi biz Müslümanlara da farz kılınmıştır. Yani oruç belli vakitlerde emredilmiştir. Konu ile ilgili olarak Üstad, Ramazan Risalesi'nde orucun ve Ramazan'ın hikmetlerini sıralamıştır. Risale'de, kişiyi oruç farzını yerine getirirken, manasına yönlendirmek maksadıyla hikmetlerine değinmiştir. Bu bağlamda, Cenab-ı Hakkın Rububiyetine bakan yönü, şükre vesile oluşu, hayat-ı içtimaiyeye ve nefsin terbiyesine bakan yönüne odaklanılmıştır. Bu şekilde orucun hikmetleri sıralanarak, orucun külli olarak hangi manaları ihtiva ettiği belirtilmiştir.

Dolayısıyla biz Ramazan orucunu tuttuğumuzda bu hikmetleri düşünerek; bir taraftan Cenab-ı Hakka karşı halisane bir ubudiyetle etmeyi, diğer taraftan bu hikmetler çerçevesinde yapabileceklerimizi hedeflemeliyiz. Yani ne tür çalışmalar yapılmalı, sorumluluklarımızı nasıl ifa etmeli, bu hikmetleri nasıl gerçekleştirebileceğimizi dert edinmemiz gerekir. Aynı zamanda bu hikmetler etrafında orucun hakikatini insanlara nasıl anlatabiliriz, onlara nasıl yardımcı olabileceğimize dair yolları aramamız gerekmektedir. Orucun bu noktalarda bizi düşündürmesi gerekir. 

Diğer taraftan Ramazan ayı, Kur’anın inzal olduğu ay olması itibariyle, Kur’anın muhatabı olduğumuz bir aydır. Diğer zamanlardan farklı olarak bir taraftan her gün Kur’an’ı tilavet ederken; diğer yönden onun içindeki hakikatleri hayata geçirmek için bir gayret, bir çaba içinde olmamız gerekmektedir.

 

- Yukarıda Üstadın orucun hikmetlerine dair verdiğiniz anlam çerçevesinde, “tevbe ve kemalat ayı” olarak Ramazanı şahsi hayatımızda nasıl değerlendirebiliriz?

- Aslında Ramazan orucu bunun temel başlangıcıdır. Bunun yanında Kur'an ile ve Kur'anın hakikatleriyle meşgul olmak çok ehemmiyetlidir. Bu bağlamda, Üstadın hafız olma ile ilgili bir talebesinin mektubuna verdiği cevap çok dikkat çekicidir. Kur’an'ı öğrenmenin her zamanda her hizmete mukaddem olduğunu ama onun manasını ve hakikatlerini öğrenmeye çalışmanın da son derece gerekli olduğunu ifade etmiştir. Ve dolayısıyla ikisini birlikte götürmek gerektiğini vurgulamıştır. Kur’an'ı okumanın ve hakikatlerini öğrenmenin en başta onu hayata geçirmek için önem arz ettiğini belirtmiştir.

 

- Bediüzzaman’ın oruçla ilgili dikkat çektiği bir diğer nokta da“kamil oruç” kavramıdır. Orucun manası ve hikmetlerine dair Bediüzzaman’ın getirdiği tanımlar çerçevesinde “kamil oruç” kavramından ne anlaşılmalıdır?

Orucun bir hikmetini beyan ederken “kamil oruç” kavramını kullanmıştır. İnsan yeme içmeyi terk ederek midesine oruç tutturduğu gibi, aynı şekilde bütün organlarına da oruç tutturarak onlara ubudiyet vaziyeti verebileceğini belirtmiştir. Yani gözüne, kulağına,  diline, aklına ubudiyet vaziyeti vermekle kamil bir oruç tutulmuş olur.

Üstadın, kamil insan tanımını yaparken kurduğu anlam çerçevesi ile “kamil oruç” kavramı birbiriyle alakalıdır. Üstad, kamil insandan bahsederken, kalbin bir kumandan vazifesi gördüğünü ve insanın bütün latifelerinin ortak bir maksada hareket etmek için kahramanane hareket eden askerler gibi ona eşlik ettiğini belirtmiştir. Dolayısıyla insanın kulağıyla, gözüyle, aklıyla, diliyle, bütün aza ve organlarıyla Cenab-ı Hakka karşı ubudiyet vaziyeti almasıyla,kamil bir ubudiyete mazhar olabilir ve böylece kamil ubudiyetin manasını oruç vasıtasıyla yerine getirmiş olur.

 

- Şimdiye kadar bahsettikleriniz daha çok orucun Allah-insan ilişkisine dair bir boyuta işaret etmektedir. Bunun dışında, orucun insan-insan ilişkisine ya da topluma kattığı değerler neler olabilir?

- Ubudiyet dairesinin reisi Resulullah (asm)’dır. Rububiyet dairesi ise Cenab-ı Hakk’a aittir. Allah’ın ubudiyeti bizden istemesiyle, doğrudan doğruya onun emrini yerine getirmek, onun rızasını kazanmaya çalışmak ve ona göre hareket etmek gerekir. Bu durum daha çok kişinin şahsi hayatıyla ilgilidir. Diğer taraftan ise insanın sosyal hayatta çok zaman farkında olmadığı açlık, susuzluk ve buna benzer sıkıntılar olabilmektedir. Oruç ile bu sıkıntılara karşı sabır göstermeyi öğrenebilmektedir ki oruç bir yönüyle de sabırsızlığın ilacıdır yani sabır kuvvetini güçlendirecek bir ubudiyettir. Dolayısıyla bütün insanların Cenab-ı Hakkın bir kulu olduğunu, kendisi için neler istiyorsa onlar için de istemesi gerektiğini; onların acılarına, sıkıntılarına ortak olmanın ve bunları giderecek şekilde çalışmalarda bulunmayı kendisine ubudiyetin bir görevi şeklinde görmesi gerekmektedir. Yani, Allah’ın adıyla, Allah’ın namıyla, Allah’ın rızasını elde etmek maksadıyla buna da yönelmek gerekir. Bu anlamda İslam’daki zekat meselesi  çok ehemmiyetlidir. Elinde imkanı olan kişi, o sıkıntıları gidermeye gayret göstermesi gerekmektedir. İlmiyle, fikriyle, malıyla o yardımı onların sıkıntılarını giderecek şekilde kullanması, ubudiyetin bir gereğidir.

 

- İslam aleminde özellikle son zamanlarda yaşanan elim hadiselere ve büyük zulümlere tanıklık etmekteyiz. Her iki tarafta da yani zalim de mazlum da Müslümanım diyen insanlar... Üstad Bediüzzamanın namazda Fatiha'daki 'iyyakenestain' kelimesini tefsir ederken bu kelimeyle şahıstan başlayıp daireler halinde yayılan ümmete, insanlığa ve hatta tüm mevcudata ulaşan külli bir ubudiyet manasına dikkat çekmektedir. Ramazan orucu böylesi bir dönemde  nasıl bir uyanışı ve şuuru hedeflemektedir?

- Üstad, Alem-i İslam'a inen darbeleri en önce kendi kalbine indiğini hissettiğini söylemiştir. Bunun anlamı bütün alem-i  İslamla manen yaşamak demektir. Bütün insanlıkla manen yaşamak yani onların dertlerini dert edinmek demektir. Dolayısıyla onlara gelen bela ve musibetleri kendine geliyor gibi telakki edip; bu sıkıntıları giderecek tarzda davranmak yani en azından bu zulümleri önleyecek ve bu zulümlerin kalkmasına vesile olacak bir tavır ve duruş göstermektir.

Bunun yanında yine Üstad, bu gibi toplumsal sorunların temel sebebi olarak gördüğü; cehalet, fakirlik ve ihtilafları giderecek çalışmalarda bulunmak gerektiğini ifade etmiştir. Bu tür sorunların çözümünün de heva ve hevesle olmayacağını; ancak marifetin şua-ı elektirikiyle olabileceğini belirtmiştir. Dolayısıyla marifeti ve fazileti yaygınlaştıracak araçları geliştirmekyani toplumun marifet seviyesinin yükseltilmesi gerekmektedir.

Yine Üstadın İhlas Risalesinin başında zikrettiği ve toplumsal barışın teminine katkıda bulunduğunu söylediği, Kur'anın en birinci emirlerinden olan “welatenezeufetefşelu ve tezheberihukum” ayetidir. Günümüzde Alem-i İslam’da yaşanan mücadelelerin çoğu dahilde olan savaşlardır. Bunları kaldıracak yönde ve barışın sağlanması yönünde davranmak lazımdır. Bu bağlamda Üstad, hakikat ve maslahatın sulhta olduğunu vurgulamıştır. Bu durum için çabalamak yani en azından kan dökülmesini önleyerek birbirini anlama, birbirinin ihtiyacını giderme ve problemlerini çözecek şekilde, fikri, ilmi ve gücüyle hiç olmazsa duasıyla buna katkıda bulunmak gerektir.

 

- Allah razı olsun. Son olarak belirtmek istediğiniz bir husus var mı?

- Cenab-ı Hak bu ramazanı en büyük hastalıklarımızın tedavisine vesile yapsın. Bizi kendine kul kabul etsin, emanetini kabzetmek zamanına kadar bizi emanette emin kılsın. Amin.

Yorumlar

Hiç yorum eklenmemiş. Tıkla ! İlk ekleyen sen ol ...

İlgili Başlıklar

Arşiv Arama

İlhamın Mihrabında


Ey “sadık ahmak” ıtlakına masadak biçare ulemâü’s-sû’ veya meczup, akılsız, cahil sufiler! Hakikat-i kâinat içinde kökü yerleşmiş ve hakaik-i kâinata kökler salmış olan şecere-i tûbâ-i İslâmiyet,mevhu

Sername

Siyasalın İhlası
Bu denemenin ilgilendiği alan, özellikle dinî cemaatleşmelerin iktidar unsurlarıyla ilişkilenme tarzından türeyen siyasallığın ihlasının nasıllığıdır.

En Çok Okunanlar

Yorum Platformu

Ubeyd Kudat
Münazarat Penceresinden Devlet

İktibas

Sizden Gelenler

 
ZEHRA.COM.TR
Tüm hakları saklıdır 2013 ®
Kaynak gösterilmeden ve izinsiz alıntı yapılamaz.

Yazılım : Networkbil.net